İman, hayat ve şeriat perspektiflerinden hürriyete yeni bir bakış denemesi

“İMAN”, “HAYAT” ve “ŞERİAT” kavramları yan yana olunca Risale-i Nur okuyucusunun ilk aklına Mehdi’nin (ra) üç büyük vazifesi gelir.[1] Bu çerçeve önemli olmakla birlikte bu

İstidraç tokatları ya da nimetlerle tokatlanmak

NEFSİMİZİN ALDANDIĞI yönlerden biri de bize verilen her nimetin kendi yeteneğimiz ve faziletimizden kaynaklandığını zannetmesidir.…

Hiçbir şey vera gibi olamaz

ALLAH’I TANIMAK ve sevmek itaati gerektirir. İtaat ise O’nun emirlerini yapmak ve yasaklarını da terk…

Risale-i Nur’un İki “Odak Kelime”si: Mana-yı İsmî ve Mana-yı Harfî

Two “Focus Words” of Risale-i Nur: Self Original Meaning and Meaning Indicating the Author Köprü…

Mazhar mıyım, memerr mi?

Hayatı anlamlandırma noktasında temsillerin kritik bir önemi vardır. Mesela hayatı bir “misafirlik” şeklinde görmek ile…

Kur’an’ın Tevhid Hakikati ve Risale-i Nur’daki Tevhid Risaleleri

Tevhid öyle bir hakikattir ki tüm vücud alemlerindeki birliği ifade eder. En başta vücub denilen…

Müsbet İman Hizmeti: İman ve Tevhid Merkezli Bir Kur’anî Meslek

Bir düşünce sistemini doğru bir şekilde yorumlamak için kavramların rolü tartışılmazdır. Kavramlar fikirlerin hülasası yani…

Vicdan

Vicdanı, “iyiyi kötüden ayırıp, iyiden lezzet alan ve kötüden de elem hisseden bir duygu” diye özet bir şekilde tanımlanmak mümkündür. Fakat, Risalelerin çeşitli yerlerinde, bu tanımın farklı boyutlarına getirilen değişik açılımların incelenmesi, meseleyi biraz daha anlaşılır kılacaktır. Mesela, Mesnevi-i Nuriye’de vicdan için, “şehadet alemiyle gayb aleminin birleşme noktası, iki alemden gelen şeylerin birbirine kavuştuğu yer ve insanın şuurlu bir fıtratı” gibi bir tanımlama yapılmıştır.

Emanet-i Kübra

Emanet, “sonradan alınmak üzere, bir kimseye saklaması ve koruması için verilen şey” anlamına gelmektedir. Hukuksal olarak ise, temel bir kısım kaidelerle çerçevesi belirlenmiş bir sözleşme mahiyetini taşımaktadır. Örneğin, bu sözleşmeyi yapan kimse, emaneti güvenli bir yerde saklamak mecburiyetindedir. Emanet sahibinin izni haricinde kullanması mümkün değildir. Emanet sahibi, istediği an verdiği emaneti geri alma hakkına sahiptir. Burada sayılan kaidelere uyulması, emanet sahibinin güvenini sağlayacaktır.

Câmiiyet

“Cem” kelimesi sözlüklerde “içine almak, toplamak”, “câmi” kelimesi de “içine alan, derleyen, toplayan” şeklinde tarif edilmektedir. “Câmiiyet” ise “câmi’lik, toplayıcılık, toplu olmak” manalarına gelmektedir.

Mektubat-ı Samedaniye

Mektubat-ı Samedaniye’yi kısaca, “Samed olan Allah’a ait mektuplar” diye tanımlamak mümkündür. Fakat, bunun da ötesine geçip biraz daha ayrıntılı bir şekilde anlama gayreti içine girdiğimizde, bu terkibi meydana getiren “mektubat” ve “Samedani” kelimelerinin üzerinde ayrı ayrı durulması daha faydalı olacaktır.

Ulûhiyet

Uluhiyet, zatında, sıfatlarında ve isimlerinde, mükemmelliğin ve güzelliğin bütün mertebelerini, sınırsız derecede bulundurma vasfı demektir. Cenab-ı Hakkın uluhiyeti, Onun mabudiyetiyle eş anlamda kullanılagelmiştir. Mabudiyet hakikati ise, bütün varlıkların kendisine ibadet etmesini, yani emirlerine itaat edip, yasaklarından da kaçınmasını gerektirir. Öyle ise, canlı cansız bütün varlıkların, kendilerine ait vazifelerini zerre miktar aksatmayarak, en mükemmel bir tarzda yerine getirmeleri, bir tek İlahın mabudiyetini ilan etmektedir.

Rububiyet

Rububiyet, sözlük manası olarak, Cenab-ı Hakkın bütün zaman ve mekanlarda her türlü varlığa muhtaç olduğu şeyleri vermesi, tedbir, terbiye, malikiyet ve besleyicilik keyfiyeti olarak tanımlanmaktadır.

1 34 35 36