Medenilere galebe çalmak ikna iledir, icbar ile değildir. Taharri-i hakikat muhabbet iledir.

En zararlı doğru söz

En zararlı doğru söz

Doğru sözden zarar gelir mi?

Evet, bazı doğru sözler vardır ki, çok zarar vericidir.

Hâlis olmayan, damarına basan, tepkiye yol açan bir söz -doğru da olsa- zararlıdır.

Bediüzzaman’ın yüz yıl önce söylediği gibi: “Her söylediğin doğru olmalı; fakat her doğruyu söylemek doğru değil. Bazan zarar verse sükût etmek… Yoksa yalana hiç fetva yok.[1]

En zararlı doğru söz mü’min hakkında, arkasından çekiştirerek, hoşlanılmayacak meselelere dair olanıdır ki, gıybetin tarifidir. Gıybet, kardeşliğe ve topluma büyük zarar veren manevi bir hastalıktır. Gıybetin öyle bir derecesi vardır ki, masum birini öldürmek kadar zararlı olabilir. Peygamber Efendimiz’in “Gıybet, katl gibidir[2] sözü bu manayı ders vermektedir.

Doğruluk, yalnız yalan söylememek değildir. Doğruluğa giden yolda çekiştirmemek, alay etmemek, gıybet etmemek de vardır. Bu sırdan olsa gerektir ki, Kur’an’ın bir suresinin ismi “hümeze” olmuştur. Hümeze, birini çekiştirmek, gammazlamak manasına gelir. Surede Yazıklar olsun arkadan çekiştirenlerin [hümeze], kaş göz işareti yapıp alay edenlerin [lümeze] tümüne![3] ikazıyla doğruluğun önemli bir köşe taşı tespit edilmiştir.

Kur’an’ın bir başka ayetinde ise, “Gıybet etmeyin” diye emredildikten sonra “Sizden biri, ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı?[4] denilerek gıybetin ne kadar çirkin olduğu ifade edilmiştir. Bediüzzaman’ın yaklaşımıyla, gıybet altı derece (1-aklen, 2-kalben, 3-insaniyeten, 4-vicdânen ve fıtraten, 5-asabiyeten, 6-milliyeten) çirkin gösterilerek şiddetle yasaklanmıştır.[5]

Gıybet, “alçak” ve “pis” bir “silah”tır. Kin, düşmanlık, kıskançlık, tarafgirlik gibi kötü duyguların bir neticesidir.[6]

Her söz doğru olmalıdır. Fakat her doğruyu söylemek doğru değildir. Çünkü doğru bir söz gıybet olabilir. Yalan söz ise yalnız gıybet değil, aynı zamanda iftiradır.

Tüm insanlığa ve İslam âlemine en gerekli olan, öncelikle yalanın her türünü terk etmektir.

Sonra gıybet etmemektir.

En nihayetinde doğruluktur, sıdktır.

Ancak sıdk namazı kılanlar, hakkıyla gıybet orucu tutabilirler…

 


[1] Hutbe-i Şamiye, s. 56.

[2] Müsnedü’l-Firdevs, 3:116, 117; Kenzü’l-Ummâl, 3:589, hadîs no: 8043; Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul 2001, s. 313.

[3] Hümeze, 104/1.

[4] Hucurat, 49/12.

[5] Bediüzzaman Said Nursi, Sözler, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul 2001, s. 344-345.

[6] Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul 2001, s. 267.

 



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Paylaşım