1. İstibdat tekgörüştür, hürriyet ortak akıldır.
  2. Gerçek hürriyet, toplumun ve siyasetin her alanında demokratikleşme sağlar.
  3. Teceddüt fikri hürriyetin ve demokrasinin bir sonucudur.
  4. Demokrasi akla, hakka, bilgiye, eğitime, kanuna ve kamuoyuna dayanmalıdır.
  5. Başta insanlar olmak üzere bütün varlıklara karşı hür olan kişi, Allah’a karşı da hakkıyla kulluk eder.
  6. Hürriyet, imanın bir özelliğidir. İman ne kadar mükemmel olursa, hürriyet de o derece parlar.
  7. İnsan hürdür, ama yine Allah’ın kuludur.
  8. Hürriyet, insaniyetin temeli olan irade özgürlüğünü sağlar.
  9. Meşveret, istibdadın panzehiridir ve irade hürriyetini canlandırır.
  10. İstibdadın her hâline, demokrasi kisvesinde olsa bile, karşı durulmalıdır.
  11. İstibdadın temelinde güç vardır, kanunu menfaatine alet eder.
  12. Şahs-ı manevi olan hükümet masum olamaz. Ancak Eflatunun hayali fazilet şehrindeki hükümet masumdur.
  13. Siyasi bakış açısı, hükümetin iyiliklerinin kötülüklerine üstün gelmesi olmalıdır. Hatasız hükümet imkânsız bir beklentidir.
  14. Ehvenüşşerreyn, bir adalet-i izafiyedir.
  15. Siyasi inkılâplar sebebiyle dinine fayda veya zarar geleceğini düşünen birinin dinde hissesi örümcek ağı kadar zayıftır.
  16. Bir millet cahillikle hukukunu bilmezse, hamiyet sahiplerini bile müstebid yapar.
  17. Eski hal muhal, ya yeni hâl veya izmihlal.
  18. İslamiyet’in binde biri siyasetle ilgilidir. O kısmın ihmaliyle, İslamiyet ihmal edilmiş olmaz.
  19. İslamiyet’in % 99’u ahlak, ibadet, ahiret ve fazilete dairdir. % 1 oranında siyasetle ilgilidir.
  20. Cerbezenin özelliği, tek bir kötülüğü sünbüllendirip iyiliklere galip getirmektedir.
  21. Güzel gören güzel düşünür. Güzel düşünen güzel idealler sahibi olur.
  22. Müslüman siyasetçiler nadiren tam dindar ve salâbetli kalırlar. Çünkü gururu ve enaniyeti bırakamıyorlar. Hakiki takva ise gurur ve enaniyetle bir arada olamaz.
  23. Siyasetteki muktesit meslek, “Haydar”a, ne “Haydo” ne de “Haydar Ağa” denilmemesidir.
  24. Siyaset, dine ve İslamiyet’e alet ve hizmetkâr edilmelidir.
  25. Dinin bir hakikati bin siyasete tercih edilir.
  26. Siyasi düşüncesini beğenmediği salih bir insanı acımasızca tenkit etmek ve aynı siyasi görüşü paylaştığı bir münafığı coşkuyla sena etmek, şeytani ölçülerin benimsendiği menfi bir siyasetçilik anlayışıdır.
  27. Dış siyasetin güdümünde bir iç siyaset, dış akımlara akılsız bir alettir. İyiniyetli olmanın faydası olmadığı gibi büyük bir vebali de vardır.
  28. Din adına siyasete girmek için, siyasetçilik ve tarafgirlik terk edilmeli, İslamiyet aşkı ve dini hamiyet esas olmalıdır.
  29. Fasık siyasetdaşını, dindar muhalifine, suizan bahaneleriyle tercih etmek, siyasetçiliktir.
  30. Toplumun mukaddesi olan dini, inhisar zihniyetiyle siyasetdaşlarına has göstermek ve toplumun genelinde dine aleyhtarlık meyli uyandırarak nazarlardan düşürmek, tarafgirliktir.
  31. İnadın özelliği, şeytan birisine yardım etse “melektir” der, rahmet okur. Muhalifinde melek görse “libasını değiştirmiş şeytandır” der, lanet eder.
  32. Bazen zalimcesine intikam fikri, arzuya fikir suretini giydirir.
  33. Zaman cemaat zamanıdır. Cemaatin ruhu olan şahs-ı manevi daha metin ve istikametlidir.
  34. Cemaatın ruhu olan şahs-ı manevi eğer istikametli olsa, çok parlak ve mükemmel olur. Eğer fena olsa pekçok fena olur.
  35. Sevad-ı a’zama ittiba edilmelidir.
  36. Cumhura muhalefet öyle bir hatadır ki, o hatayı işlemek kalbin, vicdanın şanından değildir.
  37. Menfaat üzerine dönen siyaset, canavardır.
  38. Kur’an’ın elmas gibi hakikatlerinin -siyaset propagandası suçlamasıyla- cam parçaları kıymetine indirilmemesine azami dikkat gereklidir.
  39. En büyük hile, hilenin terk edilmesidir.
  40. Nur talebesinin yüz eli de olsa, ancak nura kâfi gelir. Siyaset topuzunu tutacak eli yoktur.
  41. Nur talebelerinin elinde nur vardır, topuz yoktur. Onların vazifeleri bir nevi nurani müdafaadır.
  42. Kur’an, elmas gibi hakikatleri insanların nazarında cam parçalarına indiren bir siyasetten men etmektedir.
  43. Gaflet verecek, dünyaya boğduracak, hakiki insani vazifeleri ve ahireti unutturacak olan en geniş daire siyaset dairesidir.
  44. Tam ve hakiki dindar müttaki olanlar, siyasetçi olmazlar. Gerçek maksatları siyaset olanların nazarında din, ikinci derecede kalır.
  45. Hakiki dindarlar, siyasete aşk-ı merakla değil, ikinci, üçüncü mertebede bakarlar. Siyaseti dine ve hakikate alet etmeye –eğer mümkünse- çalışırlar.
  46. Risale-i Nur’un siyasetle alakası yoktur. Fakat küfr-ü mutlakın altı olan anarşilik ve üstü olan istibdad-ı mutlakı esasıyla bozar ve reddeder. Emniyeti, asayişi, hürriyeti ve adaleti temin eder.
  47. Risale-i Nur İslam birliği siyasetine dahi alet edilmemelidir.
  48. Risale-i Nur tarafgirlik hissiyatına bina edilen cereyanlarla, özellikle de siyasete temas eden cerayanlarla alakadar olmaz. Çünkü tarafgirlik damarı ihlâsı kırar ve hakikati değiştirir.
  49. Risale-i Nur’un has ve sadık talebeleri, en kudsi ve en büyük vazife olan “imanı kurtarmak” hizmetini tam yerine getirmek için, aktif siyasetten şiddet-i nefretle kaçıyorlar.
  50. Nur mesleğinde, mü’minlerin uhuvveti esastır. Nur talebeleri yalnız küfre, zındıkaya, dalalete karşı cephe alırlar. İman hizmetini hiçbir (dünyevi, siyasi…) tarafgirliğe girmeden yaparlar.
  51. Herkes vatanıyla, milletiyle, hükümetle alakadardır. Fakat bu alakadarlık, muvakkat cereyanlara kapılıp millet ve vatan ve hükümetin menfaatini bazı şahısların muvakkat siyasetlerine tabi etmek, beki aynı telakki etmek manasında değildir.
  52. Risale-i Nur talebeleri, her birimizin yüz derece aklımız ziyade olsa da ancak iman ve Kur’an hizmetine sarf etmek lazımdır.
  53. Risale-i Nur talebeleri, siyasetin satranç oyunlarına kapılıp kudsi vazifelerini ihmal etmezler.
  54. Siyasetçilik, kendine muhalif olan ehl-i hakikati, belki ehl-i velayeti tenkit ve adaveti netice verir. Hatta dini hislerin siyasi akımlarca istismar edilmesine sebep olur.
  55. Dünya cereyanları, hususan siyaset cereyanları, bilhassa harice bakan cereyanların tefrikaya sebep olmasına fırsat verilmemelidir.
  56. Risale-i Nur talebeleri, vatan ve milletin dehşetli zararına siyaseti mutaassıbane dinsizliğe alet edenlere karşı, vazifeleri siyaseti dine alet ve dost yapmaktır. Bu manada Süfyanizme dayanan zındıka cereyanını kıracak siyasi cereyanlara destekçidirler.
  57. Bazı münafıklar dindarları perde yapıp dini siyasete alet, sonra da siyaseti dinsizliğe alet etmeye çalışmalarına karşı safdil dindarların uyanık tutulması gerekir.
  58. Nur talebeleri gizli farmasonlara muarız ve onların zincirlerini kıran Ahrar zihniyete yardım ederler.
  59. Nur talebelerinin siyasi tercihlerinde Kur’an, İslamiyet, millet ve vatan menfaati esastır.
  60. “Birisinin hatasıyla başkası mes’ul olamaz.” Kardeşi de olsa, aşireti ve taifesi de olsa, partisi de olsa, o cinayete ortak değildir. Olsa olsa, o cinayete bir nevi tarafgirlikle yalnız manevi günahkâr olup, ahirette mesul olur, dünyada değil.
  61. Menfaatperestlik ve inatçılık (garazkarane ve anudane) üzerine tesis edilen bir particilik anlayışından Kur’an’a, vatana ve millete menfaat beklenilmez.
  62. Bin insanın ebedi hayatının kurtuluşuna çalışmak, bir milyar insanın geçici dünya hayatına çalışmaktan daha kıymetli bir hizmettir.
  63. Risale-i Nur’un ihlâs dersi, dünyevi makamların da ötesinde ahiret makamlarına bile göz dikmemeyi gerektirir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir