İçi içine sığmıyordu…

Mutlaka birine anlatmalıydı. Anlatmasa sanki patlayacak gibiydi. Sakla, sakla nereye kadardı…

Oysa insana sır duygusu verilmişti.

Sırrı, bazen kıymetli mücevherlerin mahzeniydi, bazense ölümcül virüslerin karantinası…

Berk gibi bir ses yankılandı derinlerden:

“Gıybet orucu bozar mı?”

İrkildi… Kendine geldi… Sırrına erdi… Kendini buldu…

Gıybete meylettiği için çok pişmandı…

Kesin bir karar verdi…

Sırrının karantinasına yeni bir şey daha ekleme vakti gelmişti.

Gıybet virüsünün ölü[mcül] etini tuttu, dezenfekte etti, sırrına defnetti…

Gıybete tevessül etseydi, orucu bozulur muydu bilinmez…

Lakin o, öyle bir oruç tuttu ki gıybeti bozuldu…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir