Bediüzzaman’ın medreseleri

Bediüzzaman, medrese merkezli bir hayat geçirmiştir. Bulunduğu mekân ya medresedir veya o bulunduğu mekânı bir nevi medreseye dönüştürmüştür.
En genel manada Bediüzzaman’ın iki tür medresesi vardır. Birincisi eğitim gördüğü medreseler, ikincisi de eğitim verdiği medreselerdir.

3 Haziran 2011

Bediüzzaman Said Nursi’nin üç hayat devri: Eski Said, Yeni Said ve Üçüncü Said

Osman Yüksel Serdengeçti, 50’li yıllarda Bediüzzaman Said Nursi’nin hayatını şu muhteşem cümlelerle özetlemişti: “Said Nur, üç devir yaşamış bir ihtiyar. Güngörmüş bir ihtiyar… Üç devir: Meşrutiyet, İttihad ve Terakki, Cumhuriyet. Bu üç devir büyük devrilişler, yıkılışlar, çökülüşlerle doludur. Yıkılmayan kalmamış! Yalnız bir adam var. O, ayakta.”

23 Ocak 2011

Bediüzzaman Said Nursi’nin esaretten firar yolculuğu

Bediüzzaman Said Nursi, 1916 yılında Ruslara karşı Bitlis’i savunurken yaralanmış ve teslim olmak zorunda kalmıştı. Bu olaydan sonra ise, onun yaklaşık iki buçuk yıl süren esaret hayatı başlamıştı. Said Nursi önce Van’a, sonra Culfa, Tiflis, Kologriv üzerinden Rusya içlerindeki Kosturma’ya sevk edilir. Esaret hayatı Kosturma’da geçen Said Nursi, Çarlık rejimini yıkan İhtilal’in meydana getirdiği karışıklıktan faydalanarak buradan Petersburg yoluyla Varşova’ya ulaşmıştı. Daha sonra ise Viyana’ya geçmiş ve Alman makamları tarafından düzenlenen bir belgeyle Sofya üzerinden 17 Haziran 1918’de İstanbul’a gelmişti. Yukarıdaki harita üzerinde Üstad’ın bu harikulade firarının istikameti işaretlenmiştir.

6 Ocak 2011

Ahirzaman fatihi

Kendi nev’inden birini öldüren ender varlıklardan biridir insanoğlu. Kitlesel katliamı gerçekleştiren ise yegâne varlıktır. Çünkü insanın öfkesine yaratılışta herhangi bir sınır konulmamıştır. İnsan bu duygusunu kontrol edip sınırlamazsa, aşırı öfkesinin (tehevvür) çok büyük tahribatı olabilmektedir. Basit cinayetlerden Dünya Savaşlarına kadar insanlık tarihinde bunun birçok tezahürleri ortaya çıkmıştır.

Öfke duygusu, zararlı şeylerden korunma, hakkı ve hukuku savunma maksadıyla fıtrata yerleştirilmiştir. Yoksa diğer varlıklara zarar verme, zulmetme, maddi-manevi baskı kurma için verilmemiştir. Hele hele haksız yere masum bir insanı öldürmek, öfke duygusunun yaratılış maksadının tam aksi istikametinde kullanılmasıdır.

13 Mayıs 2010