Etiket: hikmet

Yusufî gömlekler

Yusufî gömlekler

Yusuf Aleyhisselamın kıssası kıssaların en güzelidir. Bizzat Allah tarafından ahsenü’l kasas olarak nitelendirilir. Yusuf Aleyhisselamın dillere destan hüsn-i suret ve sîreti kıssayı da güzelleştirir. Yusuf suresinde Yusuf Aleyhisselamın örnek hayatı çocukluğundan vefatına kadar beliğ bir üslupla anlatılır. Allah ezeli sözlerinde Yusuf Aleyhisselamın macera-i hayatını anlatırken 

En işlek istikametli yol: Sünnet-i Seniyye

En işlek istikametli yol: Sünnet-i Seniyye

İnsan bir yolcudur. Aziz, meraklı, vazifedar bir yolcu. Hayat ise uzun bir yolculuktur. Hayat yolculuğu hiç bitmiyor, belki yol aldıkça süratleniyor. “O yolculuk ise, âlem-i ervahtan, rahm-ı maderden, gençlikten, ihtiyarlıktan, kabirden, berzahtan, haşirden, köprüden geçen ebedü’l-âbâd tarafına bir yolculuktur.”[1] Hakikaten, yolcu olmayan yok. Her varlığın 

İlim, hikmet, irfan mektebi: Risale-i Nur

İlim, hikmet, irfan mektebi: Risale-i Nur

“İnsanı var kılan nedir? İnsanı ne yaşatır?” diye kendime sordum. Zihnimden ve hayalimden birçok kelime resm-i geçit yaptı. Hepsi de bir açıdan soruma cevap teşkil eder gibiydi. Fakat ben bu kelimelerden en hayatî olanını, en kapsamlısını seçmek istedim… Evet, nihayet seçtim: Bilgi. Ve gayr-i ihtiyari 

Dört Kelime ve Kelamda Eğitimin Esasları

Dört Kelime ve Kelamda Eğitimin Esasları

“Planınız bir yıl içinse pirinç ekin, on yıl içinse ağaç dikin, yüz yıl için ise insanları eğitin.” Huang-Çe’ye ait bu söz eğitime yatırım yapmanın önemine dikkat çeken ve dünyanın tarla olma gerçeğini vurgulayan veciz sözler içinde en bilinenlerindendir. Her ne kadar Huang-Çe çok önemli bir 

Sırat-ı Müstakim Caddesinde Eski Said

Sırat-ı Müstakim Caddesinde Eski Said

Osman Yüksel Serdengeçti Bediüzzaman Said Nursi’yi tarif ederken şöyle demişti: “Said Nur, üç devir yaşamış bir ihtiyar. Güngörmüş bir ihtiyar. Üç devir; Meşrutiyet, İttihad ve Terakki, Cumhuriyet: Bu üç devir büyük devrilişler, yıkılışlar, çökülüşlerle doludur. Yıkılmayan kalmamış! Yalnız bir adam var. O, ayakta.” [1] Bediüzzaman’ın