Allah [الله]…

İhlâs [إخلاص]…

İnsan [انسان]…

Allah ile insan arasında en özel bir irtibattır ihlâs… İhlâs, Allah ile insan arasındaki sırlara ortak olacak her şeyi aradan çıkarmaktır. Üçüncülere yer olmayan bir sırdır ihlâs… Kesretten arınmanın, duruluğun en kâmil halidir.

Allah, ihlâs ve insan kelimelerinin besmelesidir elif… Onsuz ne Allah denilebilir, ne ihlâs, ne de insan (ne âdem, ne ene)… Rumuzat-ı Semaniye Risalesi’nde Bediüzzaman Said Nursi elifin ismini açar ve resmini çeker:

Elif isminin ebced-i makamı olan yüz on bir ki, üç eliftir, yani ﺍﺍﺍ…
O üç eliften ikisi bir çizgi üstüne konulsa bir suret olur ki الله lafzullahtır.

Elif ismi elif (ﺍ), lam (ﻝ) ve fe (ﻑ) harfleriyle yazılır. Ebced hesabına göre elif (1), lam (30) ve fe (80) değerindedir. Elif isminin üç harfinin ebced değeri (1+30+80=111) yüz on birdir.

Elif hem harftir, hem sayıdır. Harf olarak Arap alfabesinin ilk harfi olduğu gibi, sayıların da birincisidir. Kur’an’ın ilk inen ayeti de [ikra], ilk suresi de [el hamd] elif harfiyle başlar. Kur’an’da en fazla zikredilen bir harftir elif… Kur’an’ın 324.989 harfinden 55.910’u eliftir. Ezeli kelamın ortalama her 6 harfinden 1’idir elif…

Üç elif yan yana geldiğinde (ﺍﺍﺍ=111) yüz on bir kıymetinde olur. İhlâs Risalesinde ihlâsın kazandırdığı güç izah edilirken elif temsilinden faydalanılır:

Evet üç elif ittihad etmezse üç kıymeti var. Sırr-ı adediyet ile ittihad etse yüz on bir kıymet alır.

Elif-misal ihlâsın sırrına ermiş üç adam (âdem) yüz kişi kıymetindedir. İhlâslı üç âdemi yüz on bir yapan sır ise “sırr-ı uhuvvet”, “ittihad-ı maksad” ve “ittifak-ı vazife” birliktelikleridir. İhlâs için en önce “sırr-ı uhuvvet” ile kardeşlik tesis edilmelidir. En yakın dost, en fedakâr arkadaş, en iyi takdir edici yoldaş, en civanmert kardeş olma sırlarına erişilmelidir. Hakiki kardeşlik bağları tesis edilince “ittihad-ı maksad”ın önü açılır. Maksat ve gaye birliği için olmazsa olmazdır uhuvvet sırrına ermek… Ortak bir gaye için kardeşlik sırrıyla bir araya gelen fertler “ittifak-ı vazife” ruhunu canlandırırlar. İşbölümü [taksim-i a’mal] ve işbirliği [teşrik-i mesai] içinde çok büyük bir manevi güce erişirler.

Uhuvvet sırrıyla samimi ittifak eden müttehid âdemler melek-misal bir külliyet kazanırlar. “Ben”in esaretinden ve cüz’iyetinden kurtulup “biz”in hürriyetine ve külliyetine erişirler. İhlâs Risalesinde bu külliyet hakikati şöyle izah edilir:

Hakikî, samimî bir ittifakta her bir fert, sair kardeşlerin gözüyle de bakabilir ve kulaklarıyla da işitebilir. Güya on hakiki müttehid adamın her biri yirmi gözle bakıyor, on akılla düşünüyor, yirmi kulakla işitiyor, yirmi elle çalışıyor bir tarzda manevi kıymeti ve kuvvetleri vardır.

Külliyet kazanmak için ise bencilliğin her türlüsünden arınmak gerekir. İhlâslı bir âdem olmak istikametinde ene’nin sırlı elifinin mana şifreleri de çözülmelidir. Zira “Ene… Şahsiyet-i âdemiyetin kitabından bir eliftir.” Fakat öyle bir elif’tir ki Kur’an şifreleri olan huruf-u mukattaanın [الم gibi] elif’i gibidir. Ulûhiyetin azametine mukabil en anlayışlı ve en külliyetli bir muhatabiyetin vesilesidir.

Ene ihlâs yerine isyan ile şişerse başta insanı yutar, daha sonra insaniyeti, en sonunda ise bütün kâinatı istila eder. Narsisizm, milliyetçilik, hümanizm, naturalizm gibi ideolojiler enenin obez hâlleridir. Ene Risalesi’nde bu dehşetli tehlikeye şöyle işaret edilir:

Ene ince bir elif, bir tel, farazî bir hat iken, mahiyeti bilinmezse, tesettür toprağı altında neşvünema bulur, gittikçe kalınlaşır, vücud-u insanın her tarafına yayılır, koca bir ejderha gibi vücud-u insanı bel’ eder.

Hâsıl-ı kelam, ihlâs sırrıyla her âdem elif olur, ferd olur, bir-icik olur. Bir-icik ferdler ise uhuvvet sırrıyla ittifak ve ittihad ederek birlik olurlar. Elif ihlâsı ile birlik olanlar hakiki âdem olurlar, insaniyet-i kübra mertebesine yükselirler. Allah’ın haşmetli ulûhiyetine mukabil en câmi ve en anlayışlı bir muhatap olma şerefini kazanırlar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir