Medenilere galebe çalmak ikna iledir, icbar ile değildir. Taharri-i hakikat muhabbet iledir.

Bediüzzaman Said Nursi’nin esaretten firar yolculuğu

Bediüzzaman Said Nursi’nin esaretten firar yolculuğu

Bediüzzaman Said Nursi, 1916 yılında Ruslara karşı Bitlis’i savunurken yaralanmış ve teslim olmak zorunda kalmıştı. Bu olaydan sonra ise, onun yaklaşık iki buçuk yıl süren esaret hayatı başlamıştı. Said Nursi önce Van’a, sonra Culfa, Tiflis, Kologriv üzerinden Rusya içlerindeki Kosturma’ya sevk edilir. Esaret hayatı Kosturma’da geçen Said Nursi, Çarlık rejimini yıkan İhtilal’in meydana getirdiği karışıklıktan faydalanarak buradan Petersburg yoluyla Varşova’ya ulaşmıştı. Daha sonra ise Viyana’ya geçmiş ve Alman makamları tarafından düzenlenen bir belgeyle Sofya üzerinden 17 Haziran 1918’de İstanbul’a gelmişti. Yukarıdaki harita üzerinde Üstad’ın bu harikulade firarının istikameti işaretlenmiştir.

FİRAR MESAFESİ (km)
Kosturma-Petersburg 660 km
Petersburg-Varşova 1030 km
Varşova-Viyana 560 km
Viyana-Sofya 820 km
Sofya-İstanbul 500 km
Toplam 3570 km


Bediüzzaman, Berlin’e gitmiş midir?

Bediüzzaman’ın Tarihçe-i Hayat’ın 134. sayfasında yer alan firar fotoğrafının aslı 105. sayfada yer alan pasaportunun arka yüzünde yer alır. Bu belge ise Sofya Ateşemiliterliği tarafından verilmiştir. Bediüzzaman’ın Berlin’e gittiği ve bu fotoğrafı orada çektirdiğine dair kat’i bir vesika bilinmemektedir. Tarihçe-i Hayat’ın 104. sayfasında da esaret yolculuğunun istikameti Petersburg-Varşova-Viyana-İstanbul şeklinde açık bir şekilde belirtilmiştir. Harita üzerinde bakıldığında ise firarın en istikametli hattı Varşova-Viyana hattıdır. Berlin’e gittiği kabul edildiğinde bu güzergâhın istikametini kaybettiği dikkati çeker. Bu istikamet değişikliğinin Bediüzzaman’ın hayatı açısından makul bir sebebinin -herhangi bir tartışmaya meydana vermeden, belgelere dayandırılarak- izah edilmesi gerekmektedir. Aksi halde istikametli hat firar güzergâhı olarak kabul edilmelidir.



1 thought on “Bediüzzaman Said Nursi’nin esaretten firar yolculuğu”

  • Güzel bir çalışma olmuş, tebrik ediyorum.. Böyle çalışmalara çok ihtiyaç var..
    Kaynaklarda; Klogrif, Kılogrif, Kilogrif, .. şeklinde geçen yerin tashîhi gerekiyor.. Bu isimlerde bir yer henüz yeryüzünde bulunmuyor!..
    Frenkçe “Kologriv, Kologrif”, Abdurrahmân Nursî’nin hazırladığı “Târihçe-i Hayât” ve Osmanlıca teksir, “Bedîüzzamân’ın Târîhçe-i Hayâtından: Afyon Mahkemesi Müdâfaâtının Birinci Zeylinin Zeyli, S:49.”da “قولوغريف Kologrif ”; Kostroma eyâletine bağlı, Volga’nın büyük bir kolu olan Unzha (Unja) Nehri kıyısında küçük bir kasaba..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Paylaşım