Medenilere galebe çalmak ikna iledir, icbar ile değildir. Taharri-i hakikat muhabbet iledir.

Ölüm varlıktır

Ölüm varlıktır

Varlığı maddi âlemle sınırlayanların nazarında ölüm yokluk zannedilir. Varlığa bakış değiştiğinde ölüme bakış da değişir. Varlık yalnız madde değildir. Maddi âlem, insanın sınırlı algılarının ötesindeki gayp âlemleri üzerinde nakışlı bir perde gibidir. Bu sebeple ölüm yokluk değildir. Belki gayp âlemlerinde sürecek ebedi bir yolculuğun ilk istasyonudur.

Kur’an “Ölümü de, hayatı da yaratan O’dur[1] ayetiyle ölümün de hayat gibi yaratılmış olduğunu bildirmiştir. Ölüm, hayat gibi kudret mu’cizesidir. Yoksa hayat şartlarının ortadan kalkmasıyla yok olmak değildir.[2] Ölüm, yeni ve daha güzel bir varlık mertebesinin ilk merhalesidir.

Ölüm tabii bir sonuç da değildir. Çünkü tabii ömrünü bitirip ölenlerin sayısı, tabii ömrü esnasında ölenlere kıyaslandığında çok azdır. Başta insan olmak üzere canlıların büyük bir kısmı tabii ömrünü sürdürürken ölürler. Ölümle beden dağılır, ruh ise hürriyetine kavuşur.[3]

En aşağı hayat tabakasındaki bir varlığın ölümü dahi yeni bir hayatın başlangıcıdır. Çekirdeğin ölmesiyle sünbülün hayat mertebesi başlar. Midede ölen gıdalar insaniyet mertebesine çıkarlar. Elbette en yüksek hayat tabakasındaki bir insanın ölümü de yeni ve daha güzel bir hayatın ilk merhalesi olacaktır. Toprak altındaki çekirdek ağaç olduğu gibi, toprak altındaki insan da berzah âleminde bâki bir hayata mazhar olacaktır.[4]

İnsanın varlık serüveni, Allah’ın huzuruna çıkışı netice veren uzun bir yolculuktur. Bu yolculukta her insan “dört büyük inkılab” geçirecektir. Kur’an’ın “Siz ölü iken sizi hayatlandıran Allah’ı nasıl inkâr ediyorsunuz? Sonra sizi öldürecek, tekrar sizi hayatlandıracak ve sonunda O’na döndürüleceksiniz.[5] Ayeti bu inkılâpları haber vermektedir. Birinci inkılâp, insan cesedinin zerreler âlemindeki vaziyetlerine işarettir ki, hayatın önhazırlığıdır. İkinci inkılâp, bebeklikten yaşlılığa kadar geçirilen dünya hayatına dair tüm değişimlerdir. Üçüncü inkılâp, ölümle başlayan berzah âlemindeki pek çok hallerdir. Dördüncü inkılâp ise ba’s, haşir, mizan, sırat gibi pek çok uhrevi vaziyetlerdir. Tüm bu inkılâplarda ruh –talihi varsa- yeni elbiseler giyerek güzelleşecek ve mükemmelleşecektir.[6]

Kur’an’da üç surede tekrarla “Her nefis ölümü tadacaktır[7] buyrulur. Kur’anî bakışla her canlı ölümü kesinlikle tadacaktır. Ölümün tadılabilmesi için ise var olmak gerekir.

Ne mutlu ölümden nasibi lezzetli bir tat olanlara…



[1] Mülk, 67:2.

[2] Bkz: İşaratü’l İ’caz, s. 229.

[3] Bkz: A.g.e., s. 234.

[4] Mektubat, s. 13.

[5] Bakara, 2/28.

[6] Bkz: İşaratü’l İ’caz, s. 231.

[7] Âl-i İmran 3/185; Enbiya 21/35; Ankebut 29/57.



Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.


Paylaşım
%d blogcu bunu beğendi: