İsm-i Azam’ın altı nurunun perspektifinden bir Koronavirüs tefekkürü

İsm-i Azam’ın altı nurunun perspektifinden bir Koronavirüs tefekkürü

MÜMİN KENDİ yetenekleri yettiğince tevhid perspektifi ve iman nuruyla her şeyde Esma-i Hüsna’nın tecellilerini görmek için çaba sarf etmelidir. Bu nazar ve niyetle bugünlerde yeryüzüne damgasını vuran Koronavirüs (COVID-19) üzerinde Esma-i Hüsna tecellileri ve mesajlarını İsm-i Azam’ın altı nuru kapsamında okuyup değerlendirmek de önemli vazifelerimizden biridir. (Bu tefekkürî çaba tüm ilahi isimler perspektifiyle de sürdürülebilir.)

Malum Hz. Ali radıyalluhu anh Erzuce isimli kasidesinde “Sekine” namıyla Ferd, Hayy, Kayyum, Hakem, Adl ve Kuddüs isimlerini İsm-i Azam olarak zikretmiştir. Bediüzzaman Said Nursi de Otuzuncu Lem’a isimli eserinde bu altı esma-i ilahiyenin (Kuddüs, Adl, Hakem, Ferd, Hayy, Kayyum sıralamasıyla) tecellilerini mikro âlemden makro âleme geniş bir yelpazede detaylı bir şekilde izah etmiştir.

Bazı hadiseler yeryüzü genişliğinde ve insanoğlunun tamamının gözü önünde tüm azametiyle gerçekleşir. Bu gibi hadiselerde ilahi isimler de azami bir şekilde tecelli ettiğinden İsm-i Azam tecellileri daha çarpıcı bir şekilde tefekkür edilebilir. Bu manada Koronavirüs salgınının da İsm-i Azam tecellilerinin aşikâr olarak görüldüğü hikmet ve ibret yüklü ilahi bir mesaj olduğunu söyleyebiliriz.

Koronavirüs tüm insanlığa öncelikle temizliğin önemini gösterdi. Bu virüs insanlık olarak en temel temizlik kurallarını ihmal ettiğimizi yüzümüze vurdu. Diğer taraftan Koronavirüs sayesinde küresel bir temizlik seferliği de başlamış oldu. Hatta bu salgın tembellik edilerek ya da önemsenmediğinden yapılmayan ve bir manada biriken temizliklerinin zekâtını da tahsil edercesine insanlığı disipline etmekte. Bu manada Kuddüs ismi Koronavirüs perdesinde tüm azametiyle tecelli etmekte. Kirli ve kusurlu yönlerini fark edebilen insanoğlunu hem maddi hem de manevi temizliğe davet etmekte.

Koronavirüs kâinattaki ve yeryüzündeki muhteşem ölçü ve dengeyi (muvazene, tevzin) de fark etmemizi sağlıyor. Yeryüzünü istila edebilme kabiliyetindeki sayısız varlığa getirilen mükemmel ve hassas sınırlara dikkat nazarımızı çekiyor. Eğer Adl isminin tecellisi olan bu ölçü ve denge olmasa bire bin çoğalan çekirdek ve yumurtalardan birçok bitki ve hayvan türü yeryüzünü çok kısa sürede istila edebilir. Bitki ve hayvan türlerinden çok daha hızlı çoğalan bakteri ve virüslerin istila kabiliyeti ise çok daha ileri seviyededir. Koronavirüs çok hızlı bir şekilde yayılarak küresel bir hastalığa dönüşmesi bizi bu harikulade ölçü ve dengeyi fark edip tefekküre sevk etmelidir. Yeryüzündeki bu muhteşem denge aynı zamanda insanın iç dünyasındaki itikadî ve ahlaki sapmalarıyla yüzleşmesini, ifrat ve tefritlerinden kurtularak sırat-ı müstakîmi (tevhid, iffet, şecaat, hikmet) araştırma irade ve azmini netice vermelidir.

Koronavirüs yeryüzünün tek hâkiminin kim olduğunu kör gözlere de gösterdi, sağır kulaklara da işittirdi. İnsanoğlunun bir virüs karşısındaki çaresizliği ve acziyetini tüm çıplaklığıyla ortaya koydu. Ordularının ve silah teknolojilerinin gücüyle sınırların ötesinde meydan okuyan devletleri içlerine kapanmaya mecbur etmekte. Zerrelerden virüslere ve ta yıldızlar ordularına kadar her şeye hükmeden Hakem-i zülcelal insanoğluna gerçek sahibini, hâkimini ve kimin askeri olduğunu hatırlatıyor. Yasin suresinin (36/28) bildirdiği gibi insanın acziyetini fark etmesi için gökyüzünden esrarengiz orduların indirilmesine ihtiyaç yok, yeryüzünde gözle görülmeyecek kadar minik askerlere arş emrinin verilmesi yeterli. Hakem ismi ayrıca hikmet, iktisat ve israfsızlık manalarını da bizlere ders veriyor. Sonsuz bir hayatı kazandırabilecek derecede kıymetli hayatımızı nelerin uğrunda israf edip tüketmekte olduğumuzu düşünmemiz için hayatî bir fırsat önümüze açılmış, duruyor.

Ferd ismi kâinata ve yeryüzüne nice vahdet ve ehadiyet mühürleri vurmaktadır. Bu ismin tecellisinden bakıldığında tek bir şeyi yaratanın ancak her şeyi yaratan olabileceği aşikâr bir tarzda görülmektedir. Canlı türlerinin zemin yüzünün her tarafında serbest yayılmaları ve her türün eşsiz yaratılışı bir tek Ferd, Vahid, Ehad bir zatın yarattığı varlıklar olduğunu göstermektedir. Koronavirüsün şimdiye kadar hiçbir virüse benzememesi ehadiyetin bir tecellisidir. Bir tek Koronavirüsü var eden bütün Koronavirüsleri yaratandır. Bütün Koronavirüsleri var eden de tüm virüsleri hatta tüm hayvanları ve canlıları yaratandır. Bütün canlıları yaratan ise ancak yeryüzünü ve kâinatı vücuda getiren Zat-ı zülcelaldir.

Çoğu nimet gibi hayatın da ne derece kıymetli olduğunu çoğu kez zıttıyla yani hastalık ya da ölüm gibi hadiselerle yüzleştiğimizde anlıyoruz. Koronavirüsle gelen ölümcül tehlike tüm gözleri hayata odakladı ve herkes hayatından endişe eder oldu. Ancak bu durum hayatımızın manası üzerinde düşünmeye ve hayatımızı Hayy olan yaratıcımızın rızası yolunda geçirmenin yollarını araştırmaya vesile olduğu takdirde bizim için bir ibret olur, bize fayda verir. Buna binaen Koronavirüse mana-i harfî bakıp melekûtunda mana-i ismî ile Hayy isminin (ve elbette diğer isimlerin de) tecellilerini görebildiğimiz oranda musibet zannedilen bir pandemi bizim için Rabbanî bir mektup hükmüne geçebilir.

Koronavirüsün kıyamı insanoğlunu durdurdu ve yerine oturttu. Hız ve haz çağının hızla akan nehrinde varlık nedenini unutan insanoğlunun özünü ve fıtratını hatırlaması için önemli bir fırsat doğdu. Kendimizle baş başa kalıp varlık nedenimizi sorgulayabilecek bir fırsatımız olmadığına dair üretebileceğimiz bahanelerimiz kalmadı artık. Şimdi kim olduğumuz, ne için bu dünyaya gönderildiğimiz, yaratıcımızın bizden neler istediği ve nelerin peşinde koşarak hayat sermayemizi harcadığımızın otokritiğini yapma zamanı. Kayyum ismi insanı kâinata direk, namazı da insanın hayatına bir direk hükmüne getiriyor. Hayatımızın direği zannettiklerimizin esaretinden bir nebze kurtulduğumuz bu günleri kıymetli bir fırsat bilip değerlendirmemiz gerek. Zerrelerden yıldızlara kadar kâinattaki muhteşem faaliyetin sahibi olan Kayyum-ı zülcelalin bizden –bizim menfaatimiz için– istediği faaliyetler noktasında kulak verilesi bir ihtar ve ikaz için daha olmasını bekleyeceğiz!

Dünya madem fânidir.

Hem madem ömür kısadır.

Hem madem gayet lüzumlu vazifeler çoktur.

Hem madem hayat-ı ebediye burada kazanılacaktır.

Hem madem dünya sahipsiz değil.

Hem madem şu misafirhane-i dünyanın gayet Hakîm ve Kerîm bir müdebbiri var.

Hem madem ne iyilik ve ne fenalık cezasız kalmayacaktır.

Hem madem لاَ يُكَلِّفُ اللهُ نَفْسًا اِلاَّ وُسْعَهَا sırrınca teklif-i mâlâyutak yoktur.

Hem madem zararsız yol, zararlı yola müreccahtır.

Hem madem dünyevî dostlar ve rütbeler kabir kapısına kadardır.

Elbette en bahtiyar odur ki dünya için ahireti unutmasın, ahiretini dünyaya feda etmesin, hayat-ı ebediyesini hayat-ı dünyeviye için bozmasın, mâlâyâni şeylerle ömrünü telef etmesin, kendini misafir telâkki edip misafirhane sahibinin emirlerine göre hareket etsin, selâmetle kabir kapısını açıp saadet-i ebediyeye girsin.

Mektubat, 16. Mektub

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.