Koronavirüs günlerinden bazı notlar

Koronavirüs günlerinden bazı notlar

HAYATTA BAŞIMIZA gelen –özellikle de kritik olan ve diğer insanları da etkileyen– her olay, her durum ve yaşadığımız her yeni duygu Allah’ı tanımanın yeni bir fırsatıdır. Koronavirüsün bir pandemiye dönüşerek tüm insanlığı tehdit eden bir musibet oluşunun arka planında da bu anlamda birçok rahmet cihetleri de vardır. Bu yazıda koronavirüsün daha zihinlerde ve ruhlarda “normal”leşmediği günlerde kaydettiğim his ve düşüncelerimi bir araya getirdim. İnsanın aslına, evine ve özüne dönüşünü ihtar eden günlerin manevi ikliminin ibretli ve hayırlı taraflarını hatırlayıp hayatımızı bu eksende sürdürmemize zaruri ihtiyacımız var.

12 Nisan 2020

Elhüccetüzzehra’daki Fatiha’nın tefsirinde “nun” nüktesini okuyorum. Üstadın Beyazıt Camii’ndeki tefekkürleri selatin camilerine hasretimi depreştiriyor. İnşallah bu karantina günleri en kısa zamanda sona erecek ve tüm Müslümanlar olarak camilere büyük bir şevkle ve hakiki kıymetini takdir ederek koşacağız. Geçenlerde Mimar Sinan’ın neden bir tasarım dehası olduğunu Reha Günay’ın kaleminden okudum. Günay, Sinan’ın her bir camide ne tür yeniliklerin peşinde koştuğunu detaylarıyla anlatıyor. Camileri bu bakışla ziyaret etme ve Üstad hazretlerinin hatırlattığı külliyet bilinciyle ibadet etme burnumda tütüyor. Kitapta –hiç gitmediğim, yolumu düşüremediğim– özellikle Piyale Paşa Camii dikkatimi çekmiş ve merakımı celp etmişti. Allah ömür verirse ve nasip olursa ilk cumayı altı kubbeli Piyale Paşa Camii’nde kılmak bir duam.

14 Nisan 2020

Enfal suresinin iki ayetinden (63 ve 25) nasibim olan bir manayı aklıma ve kalbime indirmeye çalışıyorum. Birinci ayette (Enfal 8/63) Allah’ın kalpleri birleştirdiği (telif ettiği) ve bunun için yeryüzündeki bütün servetlerin harcanmasının bile yetersiz kalacağı vurgulanıyor. İkinci ayet (Enfal 8/25) ise yalnızca zulmedenlere mahsus kalmayan bir umumi musibetten sakınmamız gerektiği ikazında bulunuyor. Uhuvvet risalesinde “Harici düşmanların zuhur ve tehacümünde dahili adavetleri unutmak ve bırakmak” düsturundan bahsedilir. En ilkel kavimlerin bile bu düstura riayet ettikleri dikkate sunulur. Bir virüs ordusunu bir meydan okumayla tüm insanlığın karşısına çıkarmakla sanki Hâkim-i Zülcelal aramızdaki düşmanlıkları bir kenara bırakmamız, birlik olmamız, insan olmamız ve birbirimize şefkat hisleriyle yaklaşmamız için bize bir fırsat sunuyor. İlk şok anında küresel manada ülkeler kendi içlerine kapansa da şimdilerde devletler arası yardımların gerçekleşiyor olması –yetersiz seviyede de olsa– bazı olumlu gelişmelerin ilk adımları olarak görülebilir. Dar dairede ise maddi anlamda sosyal mesafe ve izolasyon söz konusu olsa da eskisine göre insani ilişkilerimizin güçlendiği, dostlarımızla irtibatımızın arttığı ve en başta ailemize daha fazla yakınlaştığımızın izlerini hayatımızda görebiliyoruz. Kalpleri telif eden Allah’a hamd olsun.

16 Nisan 2020

Sosyal medyanın ekseriyeti silik sözler çarşısı. Üstadın “Çok silik söz ticarette geziyor” diye Münazarat’ında vurguladığı durumun en vahim halleriyle karşı karşıyayız. Hatta bu silik sözlere kıymet biçmek için mihenge vurmanıza bile gerek yok. Birçok söz ise silik değil ancak kötü birer taklit. Muhakemat’ın Üçüncü Mukaddeme’sinde vurgulandığı gibi “Yahu! İşte senin manan siliktir. Sikkesi taklittir, nakkad-ı hakikat reddeder. Sultan-ı i’câz dahi onu darb edeni tard eder.” Akıl ve kalp cebimize doldurduklarımıza dikkat edelim..

17 Nisan 2020

Bugün zahiren cem olamadığımız bir cuma gününü daha yaşıyoruz. Ancak buna rağmen niyetimiz, maneviyatımız ve külli nazarımızla tüm mümin kardeşlerimizle manen cem olmak için elimizden geleni de yapabiliriz. Fatiha suresindeki “nun” sırrıyla evlerimizde (eşimizi, çocuklarımızı da dâhil ederek) tam vaktinde kılacağımız namazlarımızla İstanbul’u koca bir camiye dönüştürebiliriz. Yine aynı sırla Türkiye’deki ve dünyadaki tüm Müslüman kardeşlerimizle hep birlikte Allah’a yönelip kulluğumuzu külli bir tarzda gerçekleştirebiliriz. Cuma vaktindeki makbul dua saatini (saat-i icabe) yakalayabilmek ümidiyle ciddi bir çaba sarf edebiliriz. Allah’ım, bu mübarek ayın bu mübarek gününde ibadetlerimizi makbul eyle, kusurlarımızı bağışla ve kaybettiğimiz nimetlerin kıymetini anlamayı bizlere nasip eyle, amin.

21 Nisan 2020

Tanatoloji (ölüm bilimi) çalışmalarıyla meşhur Elisabeth Kübler-Ross ölüm korkusu/kaygısının psikolojik yıkımını beş evreye ayırır; inkâr, öfke, pazarlık, depresyon, kabullenme. Koronavirüs salgını sürecinde de –toplumlara ve insanlara göre aşamaların hızları farklılıklar arz etse de– benzer süreçleri yaşıyoruz ve yaşayacağız. Bazıları daha inkâr ve öfke aşamasını geçememiş iken iman ve tevhid nazarıyla bakabilenler ise kabullenme aşamasına çoktan geçmiş ve maddi-manevi tedbirlerini almakla meşguller. Bu süreçlerde insanın karşısına çıkan umutsuzluk, bedbinlik, ye’s, kaygı, öfke, hırçınlık, düşmanlık, kin vb. hisler içten içe kişiyi tüketir. Bu emansız dertlerden kurtuluşun en birinci çaresi ise ümittir. En başta Allah’ın rahmetinden ümit kesmemek, her şeye iman ve tevhid nazarıyla bakabilmektir. Ardından ümit ve korku dengesini sağlayarak yaşamayı sürdürebilmek elzemdir.

25 Nisan 2020

Bugün şahsi okumamda Birinci Şua’nın Yirmi Üçüncü Ayet’indeyim. Aziz Üstad Kalem suresinin 32. ayetinin (عَسٰى رَبُّنَٓا اَنْ يُبْدِلَنَا خَيْرًا مِنْهَٓا اِنَّٓا اِلٰى رَبِّنَا رَاغِبُونَ / Umulur ki Rabbimiz bunu hayra tebdil eder. Muhakkak ki biz Rabbimiz rağbet ederiz) kendi hayatına ve yaşadığı döneme iz düşümünden kısaca bahsediyor ve şöyle diyor:

Şu ayet her asra baktığı gibi bu asra da bakıyor ve bu asırda kâbuslu bir rüya gibi musibetlere düşen ve Rabb-i Rahiminden onu hayra tebdil etmesini reca edenler içinde Resaili’n-Nur şakirtlerine…

Koronavirüs salgını da tüm insanlığa gelen kâbuslu bir rüya mahiyetinde gerçekten. Bu musibet günlerinin hem hayra tebdili için dua etmeye hem de asıl gayemizin ise Allah’ın rızasını ve rağbetini kazanmak olduğunun farkındalığıyla yaşamaya ihtiyacımız var. Buna binaen Kalem suresinin 32. ayetini vird-i zebanım kılmaya karar verdim.

30 Nisan 2020

Hazret-i Musa aleyhisselam sineklerin tacizi karşısında Allah’a şekvada bulununca sineklerin de insanoğlunun varlığına itiraz ettikleri şu şekilde kendisine ilham edilir:

Ya Rab, bu koca kafalı beşer Seni yalnız bir lisan ile zikrediyor. Bazı da gaflet ediyor. Eğer yalnız kafasından bizleri halk etseydin binler lisan ile Sana zikredecek bizim gibi mahlûklar olurlardı.

Koronavirüse karşı –gizli ya da aşikâr– itirazlarımızın cevabı da bu manada olsa gerektir. Koronavirüs “ya Celil, ya Sübhan, ya Kadir, ya Hayy, ya Kayyum…” diye lisan-ı hâl ile zikrederken insanî virüsler ise ihtiyar dünyayı manevi hastalıklara giriftar ediyor. Hasta dünyanın depremle titremeleri de insanî virüslerin yol açtıkları ya manevi zatürresinden ya da manevi Parkinson hastalığından… Belki de her ikisi…

1 Mayıs 2020

Peygamber Efendimiz (asm) “Cennet seneden seneye Ramazan için süslenerek şöyle der: Allah’ım! Bizim için bu ayda kullarından bizde kalacak insanlar kıl!” demiştir. Bu tavsiyeye uymak için ne(ler) yapmak gerek? Yalnız midemizin perhizi yeterli mi? Kalp, akıl, sır midelerimiz ne durumda? Kur’an tefekkürlerimizde bir değişim oldu mu? Bu gibi temel meselelere dair manevi planlarımız, stratejilerimiz var mı? Yoksa bu mübarek ayı her sene olduğu gibi “olağan akış”ında mı değerlendirmeye çalışıyoruz? Oysa Ramazan-ı Şerif’i cennet kılmak, cenneti Ramazan-ı Şerif ile hak etmek için bu mübarek günleri olabildiğince en nitelikli bir şekilde değerlendirmek ve bu ahiret pazarında kazandırdıklarımızı hayat biçimine dönüştürmemiz gerekmekte. Yani Ramazan-ı Şerif şuurunun tüm yıla nüfuz etmesini sağlayacak yollar aramalıyız. İşin özü ise “uhrevî adam” şuuruyla yaşama niyetini taşıyan ve bunun için ciddi çaba sarf edenler kafilesine katılabilmek için öncelikle yetindiğimiz bir hayat tarzının ötesine teveccüh etmemiz elzemdir.

3 Mayıs 2020

Ezberleyecek derecede Risale-i Nur metinlerinde okuduğumuz ama kastedilen manayı açmaktan aciz kaldığımız çok kritik Kur’an muhatabiyeti sorunlarımız var. Mesela Aziz Üstad Kur’an’ı Peygamber Efendimiz aleyhissalatü vesselamdan işitmek derken neyi kastetmiştir? Biz bu manada bir tilaveti ne derece başarabiliyoruz? Başarıp başarmadığımıza ya da ne derece başardığımıza dair kıstaslarımız var mı? Bunun da ötesinde Cebrail aleyhisselamdan ve hatta Mütekellim-i Ezeli olan Allah’tan dinlemenin halet-i ruhiyesine bürünebilmek ne demektir? Bu muhatabiyetleri ayrıcalıklı kılan özellikler nelerdir? Dikkatsizce, süratle, bitirme hedefiyle gerçekleşen yaygın bir Kur’an okuması ne yazık ki bizi bu maksatlara çok az ulaştırabiliyor belki de ulaştırmıyor. Bu konuya dair arayışlarımız ve arayışlarımızda bulduğunuz cevaplarımız bu manada çok kıymetlidir.

29 Mayıs 2020

Pandemi sonrası ilk cumayı Piyale Paşa Camii’nde kılmayı niyet etmiştim. Elhamdülillah Cenab-ı Hak nasip etti. Bir fetih yıl dönümünde cami ve cemaatlerimize kavuşmanın nice manevi fetihlere vesile olması duasıyla cumalarımız ve fatihalarımız mübarek olsun.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.