Ya Cemilü ya Allah

Ey Cennetin bin yıllık cemali zatî cemalinin bir ânına denk olmayan.

Eserleri, fiilleri, sıfatları, şe’nleri ve zatıyla en güzel olan Sensin.

Senin cemalin yetmiş bin perdeden geçtikten sonra her şeyi güzelleştirdi.

Perdesiz cemaline mazhariyet ne kadar güzel, ne kadar merakaver.

Cemalin içinde celalin ne kadar Cemil.

Ya Karibü ya Allah

Ey kendisinden uzaklaşılmayan ve yakınlığında Karib olan.

Ey âlemde hiçbir şey kendisinden gizli kalmayan.

Ey her şeyin içyüzü, melekûtu elinde olan.

Sen her şeye her şeyden daha yakınsın.

Bize şah damarımızdan dahi akrebsin.

Bizi bizden daha iyi tanıyor ve biliyorsun.

Karabetini dualarımıza cevap vermenle hissediyoruz.

Kurbiyetini her şeyi hizmetimize koşturmanla fark ediyoruz.

Bizi gurbette yalnız bırakma.

Huzuruna al.

Ya Mucibu ya Allah

Ey bütün dualara cevap veren.

“Dua edin cevap vereyim” diyensin.

İstidat, ihtiyaç ve ıztırar diliyle istenen tüm duaları kabul edensin.

Sonsuz nimetler vermek istediğin için bize sonsuzu istemeyi verdin.

Kabul et, dua elimiz Cennete uzansın.

Ya Habibu ya Allah

Ey sonsuz muhabbete layık olan Allah’ım.

Gerçek anlamda sevilmeye layık olan Sensin.

Kalpler ancak sana muhabbet etmekle tatmin olur.

Kâinata sığmayan muhabbet duygusu ancak Senin için olabilir.

Çünkü muhabbetin sebebi olan cemal, kemal ve ihsanın en yükseğindesin.

Ya Raufu ya Allah

Ey kullarına kolaylıklar sağlayan Allah’ım.

Sen hiçbir varlığa kaldıramadığı yükü yüklemedin.

Melikin atiyelerini ancak matiyeleri taşır.

Gök, yer ve dağların çekindiği emanet yükünü bize verdin.

Taşırız sandık, ancak galiba aldandık.

Zalûm ve cehul olmak varmış.

Ancak Sen sonsuz refet sahibisin.

Günahlarımızın ağırlıklarından bizi kurtar.

Ya Atufu ya Allah

Ey yarattıklarının üzerine şefkatle eğilen.

Her şeyi birbirine meylettiren, el ele omuz omuza verdiren Senin sonsuz merhametindir.

Hiçbir varlığı tek başına bırakmayansın.

Gerektiğinde bir şeyin yardımına her şeyi sevk edensin.

Aklımızın ucundan geçmeyen varlıkları bizler için beraber çalıştıran Sensin.

Bizi bizden daha iyi bilensin ve sevensin.

Biz seni unutma gafletine düşsek de Sen bizi ihmal etmeyensin.

Huzurun ve muhatabiyetin ne kadar onur verici.

Bizi kendi hâlimize terk etme.

Ya Marufu ya Allah

Ey kendisini tanımak isteyen ariflerin Marufu.

Sen gizli bir hazineydin, fakat bilinmek ve tanınmak istedin.

“Ol” dedin, her biri kudret ayeti olan sayısız mevcudatı yarattın.

Her bir mevcudu -yetmiş bin perde arkasında gizlenmiş Zatından- zişuura mesaj taşıyan Rabbani birer kaside ve mektup kıldın.

Kâinat kitabını okuyan tüm ariflerin hakikatli marifetleri Seni gösterir.

Bizi marifetullah nurlarıyla insaniyetin en yüksek makamına çıkar Allah’ım.

Ya Latifu ya Allah

Ey cismani ve yaratılmış olmaktan kaynaklanan tüm kayıtlardan münezzeh olan.

Zatınla hiçbir zaman ve mekânda olmadığın halde, isimlerinle her yerdesin.

O kadar latifsin ki Senin için bir yerde olmakla her yerde olmak arasında bir fark yok.

Bir işi yapmakla her şeyi yoktan icad etmek arasında da bir fark yok.

Bizi vücud, hayat, insaniyet, insaniyet-i kübra olan İslamiyet, iman ve muhabbet nimetleri vererek küllileştiren ve cismanilikten kurtaran da Sensin.

Senin iltifatın dünyadaki tüm nimetlerden daha tatlı ve latif.

“Tenezzülat-ı İlahiye” nevinden ezeli sözlerin olan Kur’an ile bizlerle konuşman ve bizi muhatap kabul etmen tüm iltifatların en yücesi.

Kalbimizin, ruhumuzun ve latife-i Rabbaniyemizin gıdası olan namaz ile dünyanın sıkıntılarından ve ağırlıklarından kurtaran da Senin lütfundur.

“Halife-i ruy-i zemin” gibi şerefli bir makamı ve “emanet-i kübra” gibi eşsiz bir hediyeyi bizlere vermen ise iltifatların en yücesidir.

Ya Azimu ya Allah

Ey fikirlerin azametinin hakikatine ulaşamadığı.

Ey zekâların sıfatlarına ulaşmaktan aciz kaldığı.

Azametin ve saltanatının büyüklüğü her yeri kuşatansın.

Tüm gezegenler, yıldızlar ve galaksiler Senin ihtişamlı saltanatının gökyüzündeki kentilyonlarca doğru sözlü şahitleridir.

Sen insanların, meleklerin ve tüm varlıkların marifetlerinden ve itikatlarından daha yücesin.

Senin azametine ve büyüklüğüne karşı “Allahu Ekber” demekten başka söylenecek sözümüz yok.

Ya Hannanu ya Allah

Ey ısrarla istekte bulunanların ısrarı kendisini usandırmayan.

En gizli isteği, duayı ve niyazı işitensin.

En küçük bir iniltiyi duyan ve merhametle karşılık verensin.

Hz. Yunus’un karanlık içindeki niyazını duyan da Sensin.

Hz. Eyyub’un dilini ve zikrini susturan hastalığını görüp bilen de.

Resul-i Ekrem’in (a.s.m) kâinatı manen ağlatan hazinane, mahbubane, müştakane ve tazarrukarane beka niyazını kabul eden de.

Ya Mennanu ya Allah

Ey sayısız nimetleriyle bizi minnettar eden.

Karşılığı olmayan ihsanlarına mukabil çok muhtaç ve fakiriz.

Teşekkürümüz, hamdimiz ve minnetimiz yalnız Sanadır.

Tüm nimetlerde şefkat ve rahmet elini görüp “elhamdülillah” diyerek minnetle manen öpüyoruz.

Seni bulan her şeyi bulur.

Sonsuz minnet ve korkulardan kurtulur.

Ya Deyyanu ya Allah

Ey kullarının hiçbir amelini zayi etmeden veren Deyyan.

Herkesin hakkını ve hesabını en iyi bilensin.

Zerre kadar iyiliği de, kötülüğü de muhafaza edensin.

Cennet senin fazlındandır.

Şimdiye kadar verdiğin sayısız nimetlerin şükrünü eda edemedik ki fazlasına hak iddia edelim.

Sana sonsuz borçluyuz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir