Medenilere galebe çalmak ikna iledir, icbar ile değildir. Taharri-i hakikat muhabbet iledir.

Evrenin şimdiye kadar belirlenen en uzak görüntüsü

Evrenin şimdiye kadar belirlenen en uzak görüntüsü

Hubble Uzay Teleskobu, uzun süreli poz tekniği ile kainattaki en zayıf ışıklı cisimleri dahi tespit edebiliyor. Hubble Ultra Deep Field (HUDF) adı verilen görüntüler maddi kainatın başlangıcından hemen sonra oluşan en genç yıldızları tanıma imkanı veriyor. 13 milyar ışık yılından daha uzakta gözlemlenen bu görüntüler ile bir anlamda kainatın “bebeklik” resmini çekme başarısı gösterilmiştir. 2003 Eylül’ünden itibaren dört ayda elde edilen görüntülerin kainatın ve galaksilerin oluşumuna ışık tutması beklenmektedir. Görüntülerde tahmini olarak 15-20 bin galaksi ve 2 katrilyon yıldız bulunduğunu düşünülmektedir.

Bilim dünyasının genel kabul gören Bing Bang (Büyük Patlama) teorisine göre kainat ilk andan itibaren genişleyerek soğumaya başlamıştır. Büyük Patlama’dan 300 bin yıl sonra ise karanlık bir döneme girilir. Yaklaşık 700 bin sene süren bu dönemde yıldız ve galaksiler yaratılır. İlk andan 1 milyar yıl sonra ise yıldız ve galaksilerle süslenmiş harika bir kainat ortaya çıkar.

Yaşı 13,7 milyar olarak tahmin edilen kainatın bilinen en uzaktaki ve en eski görüntülerini şimdiye kadar hiçbir teleskop görememişti. Çünkü kainatın o dönemlerinde fazlasıyla hidrojen bulunmaktaydı. Bu hidrojen ise yıldızların morötesi ışınlarını emerek görüntü alınmasını engelliyordu. Yeterli sayıda yıldız ve galaksinin oluşmasıyla sona eren karanlık dönemden sonra ise yıldızların yaydığı morötesi ışık kainatı dolduran nötr hidrojeni iyonize edebildiği için o dönemlere ait görüntülerin alınmasında bir engelle karşılaşılmamıştır.

 

“Zaman Makinesi” Hubble

Bir “zaman makinesi” gibi kullanılabilen Hubble Güneş Sisteminde yer alan gezegenlerden Samanyolu Galaksisi içinde yıldız kümelerine, en uzak galaksilere ve nihayet kainatın bugünkü halinin ancak yedide biri kadar olduğu sırada oluşum halindeki galaksilere kadar birçok görüntüye imzasını atmıştır.

Işık, Mars’tan birkaç dakikada, Jüpiter’den yarım saatin biraz üzerinde, Plüton’dan beş saat civarında geldiği için onların yakın zamanlara ait resimleri çekilebiliyor. Fakat, binlerce, milyonlarca ışık yılı uzaktaki nebula ve galaksilerin görüntülerini getiren ışık ise, bize onların ancak binlerce, milyonlar yıl önceki hallerinden bilgi veriyor. Uzaklık arttıkça maddi kainatın çok daha eski zamanlarına ait görüntüler elde edilebiliyor. Şimdi Hubble’ın görüntülediği değişik uzaklıklarda, dolayısıyla değişik dönemlerden bilgi taşıyan gök cisimlerine bakarak zamanda kısa bir seyahat edelim.

Hubble’ın resmini çektiği en karmaşık bulutsu nebulalardan biri olan NGC-6543, dünyamızdan 3 bin ışık yılı uzaklıktadır. Yani dünyayı bir senede dolaşan bir insan bu nebulaya gitmek isteseydi 720 milyar yılda ancak ulaşabilirdi. (Kainatın ömrü 13,7 milyar olarak tahmin ediliyor) Aşağıdaki nebulanın lakabı “Cat’s Eye Nebula” yani Kedigözü nebulası ve ölen bir yıldızın son evresi olması itibarıyla bir fosil kaydıdır.

Ring Nebula (M57) Hubble görüntüsünü yakaladığı binlerce yıl önce ölmüş yıldızlardan biridir. Yüzük Nebulası diyebileceğimiz bu gök cismi bir ışık yılı çapında (yaklaşık olarak dünyadan 1,5 milyar defa daha büyük) ve dünyadan 2 bin ışık yılı uzaklıktadır. Yüzey sıcaklığı ise 120 bin ° C’dir. Aşağıda görülen nebulanın renkleri aşağı yukarı gerçek renklerdir. Mavi sıcak helyumdan, yeşil iyonlaşmış oksijenden ve turuncu ise iyonlaşan soğumuş nitrojen gazından kaynaklanır.

Dünyadan 2 bin ışık yılı uzak çok yüzlü bir mücevher gibi parlayan diğer bir yıldızın adı ise IC 418’dir. Bulutsu nebula bizim güneşimize benzeyen yıldızların son evresini temsil etmektedir. Nebula birkaç bin yıl önce kızıl bir devdir. Bin yıl içinde aşamalı olarak soğuyan nebula bir beyaz cüce olarak milyarlarca yıl içinde gözden kaybolacaktır. Aşağıda görünen gök cisminin turuncu rengi soğumuş ve iyonlaşmış nitrojeni, eflatun hidrojeni, mavi ise merkeze yakın, çok sıcak iyonlaşmış oksijeni göstermektedir.

M 80 diğer adıyla NGC 6093 Samanyolu galaksisi içinde bilinen 147 küresel yıldız kümesinden biridir. Dünyadan 28 bin ışık yılı uzakta olan M80 yüz binlerce yıldızdan meydana gelmektedir.

Hubble, havai fişek gösterisini andıran iki galaksinin çarpışma resmini de çekmiştir. Antennae denilen NGC 4038 ve NGC 4039 galaksileri dünyamızdan 63 milyon ışık yılı uzaklıktadır.

NGC 4414 diğer adıyla “The Majestic Spiral Galaxy” yerden 60 milyon ışık yılı uzaklıktadır. Galaksinin merkezinde sarı ve kırmızı renkte görünün yaşlı yıldızlar varken dış sarmalında mavi renkte gözüken milyarlarca genç yıldız vardır.

Hubble’ı Tanıyalım

Hubble 1990’da dünya yörüngesine yerleştirilmiş bir teleskoptur. Teleskop 14 yılda Dünya’ya binlerce resim ve bilgi yollamıştır. Bu sayede bilim adamları kainatla ilgili pek çok giz perdesini aralamayı başarmışlardır.

Hubble Uzay Teleskobu dünyadan 600 km yüksekliktedir. Gezegenimizin çevresini, dairesel yörüngesini izleyerek 97 dakikada dolaşmaktadır. Hubble’ın yörüngesi ekvator ile 28,5 derecelik bir açı yapmaktadır. Yörüngenin kuzey enlemi olarak ekvatordan 28,5 derecelik en uzak noktası Florida’daki Cape Canaveral üssü iken güney enleminde en büyük açıya ulaştığı yer Avustralya’daki Brisbane bölgesidir.

Hubble ilk olarak Isaac Newton tarafından 1600’lerde geliştirilen yansıtıcı teleskop ile aynı ilkede çalışır. Teleskoba giren ışık içbükey birincil ayna tarafından odaklanarak birincil aynanın önündeki daha küçük ikincil aynaya yansıtılır. Hubble’da bulunan aynalardan birincisi 2,4 m, ikincisi ise 0,3 m ölçülerindedir. Bundan sonra ise ışığı bir delikten geçirerek teleskobun baş kısmındaki toplayıcılara odaklayan bir sistem bulunmaktadır.

Hubble bir teleskop olmakla birlikte uzayda çalıştırılmak için tasarlanan bir cihaz olduğu için aynı zamanda bir uzay aracıdır. Bu uzay aracının çalışması için güç kaynağı, iletişim donanımı ve kontrol sistemi olmak üzere başlıca üç sisteme ihtiyacı vardır. Güç kaynağı güneş ışığını toplayarak elektriğe dönüştüren bir düzenektir. Ayrıca Hubble’ın dünyanın gölgesinde olduğu zamanlarda da çalışmasını sürdürebilmesi için tekrar şarj edilebilir pilleri bulunmaktadır. İletişim araçları yönetilebilir antenler ile bilimsel verileri uydudan yerdeki sistemlere iletmeye yaramaktadır. Kontrol sistemi ise hassas algılayıcıları sayesinde Hubble’ın incelenmek istenen gök cisimlerine kilitlenmesini temin etmektedir.

Hubble’ın çok keskin bir görüşü vardır. Eğer biz Hubble kadar iyi bir görüşe sahip olsaydık bir şehirden diğer bir şehirdeki 1 m arayla duran iki ateş böceğini birbirinden fark edebilirdik.



Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.


Paylaşım
%d blogcu bunu beğendi: