Medenilere galebe çalmak ikna iledir, icbar ile değildir. Taharri-i hakikat muhabbet iledir.

Güneşin perdeleri

Güneşin perdeleri

Bugünlerde şahsi okumalarımda Risale-i Nur güneşinin şualar menzilindeyim. İkinci Şua’yı okurken, her daim dikkatimi çeken “Güneşin azamet-i nuru ve kibriyâ-yı ziyası, perdesiz ve yakınında bulunan başka zayıf nurlara hiçbir cihetle ihtiyaç bırakmadığı ve tesir vermediği gibi, öyle de, kudret-i İlâhiyenin azamet ve kibriyası dahi, ayrı hiçbir kuvvete, hiçbir kudrete ihtiyaç bırakmadığı gibi, onlara hiçbir icadı, hiçbir hakikî tesiri vermez.” (Şualar, 2. Şua, 2. Makam, Birincisi, s. 23) cümlesindeki “perdesiz” tabiri fikrimin karadeliği gibi yine nazarımı kendi karanlığına çekti. Hakikate perde olmadan güneşin perdelerini aralamam gerekecekti.

Perdeleri ara(la)maya en yüksekten başladım…

Küsuf, küresellik, bulut, maddenin kesafeti güneşin ilk akla gelen perdeleriydi.

Ay bir perdeydi; küsuf ânı yaşanırken ayın gölgesinin hâkim olduğu yerlerde güneşin ihtişamlı ziyası zaif nurların ışığını örtemezdi.

Dünyanın küre oluşu da bir perdeydi; güneşin yarı dünyayı aydınlatmasını engellemekteydi. İnsanoğlu gecenin karanlığını aydınlığa çevirmek için zaîf nurlara muhtaçtı. Dünyanın karanlık yüzü, ona güneşten daha yakın olan ay ve gezegenlerin yaldızlı parlaklığıyla zinetlenirdi.

Bulut bir perdeydi; özellikle kara kış günlerinde zaîf bir nur insanın yüzünü güldürebilir, neşesini getirebilirdi.

Güneş ışığının giremediği kapalı mekânlar da birer perdeydi; zâif nurlarla karanlık mekânın aydınlatılması ihtiyacını doğururdu.

Küsuf, küresellik, bulut, katı maddeler vs. güneşe perde olduklarında zaîf nurlara ihtiyaç hâsıl olmaktaydı. Ancak güneş olmadığında, zâif nurlar aydınlık ihtiyacını giderebilirdi. Fakat tüm perdeler kalktığında, güneş yakınındaki tüm zâif nurların nurlarını alır, yutar ve kendi ışığının içine hapsederdi. Artık o zâif ışıklara ihtiyaç kalmazdı.

Esma-i Hüsna’sı nurların nuru olan bir Yaratıcıya kim perde olabilirdi?

Küfrün çok kesif zulümatı, dehşetli bir perdeydi…

Ya, Şems-i Ezeli olan Allah’ın izzet ve azamet perdeleri…

Melek-semek, zerre-güneş, ferş-arş birer perde miydi?

İzzet ve azamet ister ki, esbâb perdedâr-ı dest-i kudret ola aklın nazarında; tevhid ve celâl ister ki, esbâb ellerini çeksinler tesir-i hakikiden...”



Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.


Paylaşım
%d blogcu bunu beğendi: