Medenilere galebe çalmak ikna iledir, icbar ile değildir. Taharri-i hakikat muhabbet iledir.

Büküm

Büküm

Kütlenin zaman ve mekanı büktüğü nazariyesi vardır. Kütle ne kadar büyürse büküm de o derece fazla olur. Bu yaratılış kanununun mercek etkisi yaptığı da söylenir. Milyarlarca ışık yılı uzaklığındaki gök adaların bu sayede keşfedildiğine dikkat çekilir.

Peki zaman ve mekanı yalnız kütle mi büker?

Hepsinden önemlisi –özellikle de enaniyet/narsisizm asrındaki– insan nefsini ne büke(bili)r?

Kanaatimce fizik alemdeki bu muhteşem kanun maneviyatta da tüm ihtişamıyla geçerlidir. Maneviyat aleminin en azametli büküm merkezleri ibadet vakitleridir. İbadetler içinde beş vakit namaz ise günün odak noktalarıdır. Mümin ve musalli olan kişinin iç alemi her gün tüm varlığı ve hakikatiyle beş vakte akar. Bu manada hakikati bilinerek vaktinde kılınan bir namaz da cennete, saadete akan muhteşem bir nehirdir. Her yeni namaz vaktinde aslında iman, şuur, ihlas, şükür, hamd, tesbih, dua, zikir, fikir, şevk, merak, sıdk, sabır, muhabbet, sebat, elem, şikayet vb. birikimlerle ilahi huzurdaki muhatabiyet, marifet, muhabbet ve ubudiyet de tazelenir.

Namaz vakitleri maneviyat aleminin mercekleridir. Sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı vakitleri yalnız günün değil sene, asır ve devirlerin de büküm anlarıdır. Bu vakitlerde iç içe namazlar, namazlar içre de niyet, kıyam, rüku, secde ve tahiyyeler sergilenir.

Sabah tüm doğuşları, dirilişleri temsil eden bir namaz vaktidir. Yaratılmış olmak doğmak demektir. İnsan her gün yeniden doğar lakin ilk defa dünyaya gözünü açtığı bir an da vardır. Sabah vakti insanı o ana götürür. Kendi doğuşunda yeryüzünün ilkbahardaki doğuşunu, o külli doğuşta milyonlarca bitki ve hayvan türlerinin doğuşlarını tasavvur etmeye çabalar. Her şeyin ilk yaratılış vaktini düşünme en nihayetinde kainatın yoktan var edildiği o muhteşem anı tefekküre sevk eder. Cüz’i-külli tüm bu doğuşlardaki ilahi yaratılış, tasarruf ve nimetlerle derin nefesler alan bir ruh ise sabah namazının hareketleriyle bedenini de büker, rükulara gider, secdeler eder. Sabah günün niyet ve besmelesidir.

Öğle vakti ise tüm zirveleri, mükemmellikleri, nimetlere mazhariyet anlarını temsil eden bir bükümdür. Bal yaptığında arı, süt verdiğinde koyun, meyve verdiğinde ağaç, yağmur yağdırdığında bulut, ışık saçtığında güneş vazifelerinin kemal anlarındadır. Kainat ağacının dünya meyvesinin ilk çekirdeği olan Hz. Adem’in (asm) yaratılışındaki kemal anını da hatırlatır öğle vakti. İlk insanın yaratılışı kainatın yaz mevsimi gibidir. Öğle vakti yaz mevsiminin ve dolayısıyla insanın yaz mevsimi olan gençlik vaktinin de her gündeki iz düşümüdür. Bu vaktin bükümünde kemal, gençlik gibi hakikatlerin yansımaları hissedilerek ilahi huzura büyük bir şevk, heyecan ve ciddiyet hakim olur. Öğle günün kıyamıdır.

İkindi ise tüm sönüşleri, yaşlanışları, hüzünleri ihtar eden bir bükümdür. Gün bu vakitte bekadan fenaya, aydınlıktan karanlığa doğru bükülür. Öğle vaktinin ardından günün gençliği kısa sürede sona erer ve ikindiyle ihtiyarlık vakti başlar. İkindi vakti insanın ikindi vakti olan ihtiyarlığını, kainatın ikindi vakti olan ahir zamanı da hatırlatır. Beli bükülmüşlüğün her türündeki acz ve fakrın hissedildiği bir vakittir. İkindi günün rükuudur.

Akşam ise kayboluşların, ayrılıkların, yıkılışların hükmettiği bir bükümdür. Günün de, senenin de, insan ömrünün de, kainatın da birer eceli vardır. Akşam vakti insana tüm ölümleri düşündürür ve kendi ölüm anına fikren gitmesini sağlayarak hayatının her türlü muhasebesini yapmasına zemin hazırlar. Daha geniş dairede ise kıyametin dehşetli değişimlerini ve imtihan dünyasının kapanması hakikatini tefekküre sevk eder. Dünya enkazında kaybolmaya, yok olmaya mahkum sönük ve geçici eserler bırakmaya indirgenmiş bir hayatın anlamlı olmadığını ihtar eden bir vakittir. Akşam günün secdesidir.

Yatsı ise unutuluşların, terk edilişlerin, bitişlerin hükmettiği bir bükümdür. Kışın, kabrin, berzah aleminin her güne yansımasıdır. Devrin tamamlandığı ve son noktanın konulduğu andır. Yatsı günün tahiyyesi ve selamıdır.

Ne mutlu ibadetiyle bedenini ve nefsini bükerek terbiye edenlere, ruh aynasında zaman ve mekanın iç içe külli bükümlerini temaşa ederek ilahi huzura çıkanlara, her bir namaz vaktini günlük hayrının, hasenatının ve insaniyetinin odak noktaları ve çekim merkezleri kılanlara…



Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.


Paylaşım
%d blogcu bunu beğendi: