Medenilere galebe çalmak ikna iledir, icbar ile değildir. Taharri-i hakikat muhabbet iledir.

İyi ki farklısınız

İyi ki farklısınız

Farklılık ne büyük bir rahmettir. Farklılık tazelenen güzelliktir, çeşitliliktir, zenginliktir. Farklılık monotonluktan, ülfetten, sıradanlıktan, belki bir nevi yokluktan kurtuluştur. Bundandır ki ekseriyetle farklılık zıtlık ve menfilik değildir. Belki farklılık özel ve eşsiz yaratılıştır. Ehadiyetin göz kamaştırıcı tecellilerine mazhariyettir. Taklidi olmayan antika sanatı mahiyetinde bir kıymetleniştir.

En başta iyi ki farklı ve özel yaratılmışım. Hem cismimi hem de ruhumu donatan çeşit çeşit aza, cihaz, his ve istidatlarımla farklı bir mahiyette ve hüviyette yaratılmışım. Gören gözüm, işiten kulağım, tadan dilim, tefekkür eden aklım, şefkat menbaı kalbim, iman mahalli vicdanım farklı âlemlerin anahtarları kılınmış. Kâinatta farklı her ne âlem varsa her birine açılan farklı kapılar ve onları açan anahtarlar ruhumun gerdanlığına takılmış. Elhamdülillah, iyi ki farklı nice özelliklerle ve yeteneklerle özene bezene halk edilmişim.

İyi ki birbirinizden farklısınız ey ailem! Eşim, çocuklarım, annem-babam, kardeşim… Kalbimin, belki ruhumun eksik halkasını seninle tamamladım sevgili eşim. Her birinizle yeniden doğdum ve çocukluğun farklı çağlarını sizinle tazeleyerek yaşıyorum sevimli çocuklarım. Geleceğimi sizin aynanızda görerek hazırlanıyorum çok kıymetli annem ve babam. Klonum olmasan da bana en fazla benzeyen elim, kolum, aklım, yegânem, can kardeşim…

İyi ki birbirinizden farklısınız akrabalarım! Başta dedem, ninem, amcam, teyzem, dayım, eniştem… Sıla-i rahimin şefkat ve merhamet sırlarına mazharsınız. Sosyal bağların en samimi ve en mükemmel halini yaşatıyorsunuz. Hayata hazırlanan ve ahsen-i takvim kıvamını arayan tecrübesiz ruhum için her biriniz ebeveyn şefkat ve terbiyesinin farklı tonlarısınız.

İyi ki birbirinizden farklısınız dostlarım ve dava arkadaşlarım! Saatin çarkları, hatta vücudun azaları gibisiniz. Diğer eline rekabet etmeyen bir el, diğer kardeşini tenkit etmeyen bir göz, kulağına itiraz etmeyen bir dil, ruhunun ayıbını görmeyen bir kalp misalisiniz. Her birinizin varlığı sayısız ihtiyaçlarıma yardım, iç içe vazifelerime takviye, gör(e)mediğim kusurlarıma örtü, kusur ve noksanlarıma bir ikmal vesilesisiniz.

İyi ki birbirinizden farklısınız tüm insan olan insanlar! Çağlar, kıtalar, milletler, sınıflar, meslekler, meşrepler sayısınca ne muhteşem bir çeşitliliğiniz var. Bedevilik ve kölelikten malikiyet ve serbestiyete kadar nice çağlar geçirseniz de ilk çağların hür ve serbest insanlarından günümüzün modern maskeli bedevilerine kadar nice fertleriniz var. Farklı kıtaları ve coğrafyaları her daim şenlendiren farklı farklı milletler, kültürler ve medeniyetler… Zengin-fakir, âlim-cahil, amir-memur gibi sınıflardan tutun ta doktor, mühendis, öğretmen, işçi, esnaf gibi farklı birçok meslek sahiplerine kadar nice benzersiz insanlar…

İyi ki birbirinizden farklısınız tüm varlıklar; madenler, bitkiler, hayvanlar, cinler ve melekler! Işığa, havaya, toprağa ve suya hayati ihtiyaç olduğu gibi dağlara ve sahralara depolanmış farklı madenlere de insaniyeten ve medeniyeten zaruret var. Güneş hem lambamız hem de sobamız, ay takvimimiz, yeryüzü soframız, bitki ve hayvanlar evimizi süsleyen birbirinden güzel sanatlar… Hiçbir yıldız, gezegen, bulut, dağ, deniz, nehir, bitki, hayvan diğerine benzemiyor; her biri eşsiz ve farklı bir yaratılış ile Fatır-ı Zülcelal’in tecellilerine mazhar. Komşularımız olan cinler ve meleklerin de hiç biri diğerine benzemiyor. Şeytanlaşanlardan nübüvvete mazhar olanlara kadar imtihana tabi nice cinler var. Dört büyük melekten Güneş’e nezaret eden meleğe, bitki ve hayvanların mümessili olan meleklerden yağmur damlalarına nezaret edenlere kadar nice farklı melek türü var. Her biri nezaret ettiği varlığın şuursuzca yaptığı her türlü tesbih ve ibadeti şuurlu bir şekilde ilahi huzurda takdim eder.

İyi ki birbirinizden farklısınız tüm vücud âlemleri; dünyalar, berzahlar, haşirler, cennetler ve cehennemler! Dünya içinde nice dünyalar var; Arş-ı Azamdan yıldızlar âlemine, hayvanlar âleminden zerreler âlemine kadar sayısız iç içe dünyalar… Nice berzahlar, âlemler arası köprüler kurulmuş; uyku bir berzah, akıl ve kalp bir başka berzah, ölüm ise dünya ile ahiret arasına kurulmuş en ihtişamlı berzah… Başta insan olmak üzere tüm zerreleriyle kâinatın dirilişine değin nice haşirler, onların da ötesinde sonsuz cennet ve cehennem tabakaları ve mertebeleri var.

İyi ki birbirinizden farklısınız hüsnümisal tüm kâmil insanlar; evliyalar, asfiyalar, sahabeler, peygamberler! Her biriniz insanlık tarihinin bir dönemini nurlandıran yıldızlar gibisiniz. Akıllarınız nur, kalpleriniz münevver, ruhlarınız pırlanta-misal… Nakşîler, Kadiriler, Kelamcılar, Hadisçiler, Müfessirler, Müçtehidler, Müceddidler, Mehdiler… “Ashabım gökteki yıldızlar gibidir, hangisine uyarsanız hidayet bulursunuz” hitabına mazhar olan farklı istidatlara sahip peygamber varisi nice Sahabeler… Tefekkür üstadı Hz. İbrahim (AS), iffet timsali Hz. Yusuf (AS), şefkat kahramanı Hz. Yakub (AS), sabır erbabı Hz. Eyyub (AS), zühd sahibi Hz. İsa (AS) gibi her bir peygamberde de nice hüsnümisal var.

İyi ki tüm kâmil insanlardan farklısın, mükemmelsin, faziletlisin ey efendim, peygamberim Resul-i Ekrem (ASM). Bütün peygamberlere peygamber dedirten ne kadar üstün meziyet ve fazilet varsa hepsi senin mahiyetinde toplanmış. İmanın, ibadetin, ahlakın, hikmetin, iffetin ve şecaatin gibi her türlü güzel ahlakta ne eşin ne benzerin var. Öyle bir hayat yaşadın ki iptida ile intihayı birleştirdin; ilk defa yaptın lakin en zirveye ulaştın. Kıyamete kadar sünnet-i seniyyen ile tüm insanlığa rehberlik eden yegâne üsve-i hasenesin.

İyi ki her şeyden nihayet derecede farklısın, aşkınsın, yücesin, âlisin, mukaddessin Allah’ım! Muhalefü’n li’l havadissin, yarattığın hiçbir şeye benzemezsin. Zira Sen ezelisin, zaman ve mekândan münezzehsin, bizler ise zaman ve mekân odalarında dolaşıyoruz. Sen sonsuz kemal sahibisin, bizimse kusurlarımızın sınırı görünmüyor. Sen sonsuz kudret sahibisin, bizler ise nihayet derecede aciz ve zayıfız. Sen sonsuz zenginlik ve cömertlik sahibisin, bizim de ihtiyaçlarımızın ve emellerimizin hududuna erişilmiyor. Sen Halık’sın, Mucid’sin, Bari’sin, Musavvirsin; bizler ise mahlûkuz, yoktan yeniden yeniye icad ediliyoruz, eşsiz bir kalıp ve surete mazhar oluyoruz. Sen nimet veren Mün’im ve rızık veren Rezzak’sın, bizler ise sayısız nimetlere ve rızıklara muhtacız. Sen şifa veren Şafi’sin, bizler maddi-manevi hastalıklar sahibiyiz. Sen rububiyet sahibi bir Rab’sin, bizler de her an terbiyene muhtacız. Sen ulûhiyet sahibi tek bir Allah’sın, bizler ise ruhumuzla, kalbimizle, aklımızla, bedenimizle, dilimizle ve tüm varlığımızla süreklilik arz eden bir iman, ibadet, tefekkür, marifet ve muhabbetle perestişe müştak kullarız.

Bunca farklı yaratılışla farkını gösteren ve fark edilmek isteyen ey Rabbim, Allah’ım! Seni fark ediyoruz, Seni tanıyoruz, Seni seviyoruz, Seni merak ediyoruz. Senin rızana ve muhabbetine mazhar olmak istiyoruz, Senin teveccühünü ebediyen kazanarak fark edilmek istiyoruz. Bizleri firak ve iftirak cehennemlerinden kurtar. Bizi huzuruna al, bize iltifat et, bizi mest et. Amin, elfü elfi amin…



Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.


Paylaşım
%d blogcu bunu beğendi: