Medenilere galebe çalmak ikna iledir, icbar ile değildir. Taharri-i hakikat muhabbet iledir.

VI. Risale-i Nur Kongresi – Sıdk Masası Deklarasyonu

VI. Risale-i Nur Kongresi – Sıdk Masası Deklarasyonu
  1. Doğruluk, dürüstlük, sadakat, bağlılık, istikamet, ihlâs vb. anlamları içeren sıdk, imanın özelliği, İslamiyet’in temeli, yüksek ahlakın özü, İslam dünyasının nizamı, insanlığın cihanşümul değeridir.
  2. Varlığın ve olayların hakikati tahkiki imanla anlaşılır. Sıdk bu hakikati bulmanın, anlayıp ifade etmenin ve ona bağlı kalmanın gereğidir.
  3. Sıdkın kaynağı vahiydir. Kur’an’ın “Sâdıklarla beraber olun! (Tevbe, 9/119)” emri iman-küfür, sıdk-kizb (doğru-yalan) mücadelesinde daima doğrular ve doğruluk üzere olmanın önemini dile getirmektedir.
  4. Peygamber Efendimiz’i (s.a.s.) insanlığın zirvesine çıkaran hakikatlerden birisi de sıdktır. O’nun (s.a.s.) bütün söz, fiil ve hâlleri sıdkını gösterir. Günümüzde içiçe geçmiş olan sıdk ve kizb, Asr-ı Saadette alabildiğine birbirinden uzaklaşmıştır. Günümüz Müslümanları olarak biz de, eğer doğru İslamiyet’i ve İslamiyet’e layık doğruluğu yaşayarak gösterirsek, bu, insanlığın hakikatle buluşmasını hızlandıracaktır.
  5. İman tasdiktir; inkâr yalanlamadır. Tahkiki iman ne kadar inkişaf ederse tasdik, yani sıdk o derece güçlenir. Sıdkın olmadığı bir toplumda da riyakârlık, dalkavukluk, nifak gibi hastalıklar yayılır. İslam toplumlarının bu hastalıklardan kurtuluşu sıdk ile ve doğrulukladır.
  6. Toplum hayatının önemli bir boyutu olan siyaset kurumunun yalancılıktan, ikiyüzlülükten, çıkarcılıktan uzak, ahlaki bir zeminde, sıdk üzere yapılandırılması zorunludur.
  7. İnsanlığın, son yüzyıllarda karşılaştığı sorunların temelinde, özü itibariyle yalana dayanan materyalist felsefenin ürettiği ideolojiler yatmaktadır. Dünya savaşları, bölgesel çatışmalar, çıkar kavgaları, diktatörlükler, zulüm ve sömürüler, ahlakî olmayan hayat tarzları bu ideolojilerin ürünüdür.
  8. Kitlesel iletişim ortamlarında, gerçek-dışı bilgilere, karalayıcı ve abartılı, kişilik haklarını zedeleyici haber ve yorumlara, ahlak ve aile değerlerini sarsıcı yayınlara yer verilmemelidir. Medyada başta sıdk olmak üzere ahlaki değerlerin esas kabul edildiği bir yayıncılık anlayışı hâkim olmalıdır.
  9. Modern hayatın, aldatıcı ve abartılı reklam ve pazarlama teknikleriyle günümüze taşıdığı hırs ve israfa yol açtığı davranışlar, insanı ölçülü bir hayattan uzaklaştırmıştır. Bozulan dengenin yeniden kurulmasında reklamların doğruluk esası üzerine bina edilmesi büyük öneme sahiptir.
  10. Sıdk üzerine kurulu bir hayat tarzı insanlığın özlemidir. Yalan, ilkesel anlamda reddedildiği gibi, maslahat gerekçeli (beyaz) yalanlardan, şakayla yapılan yalanlara varıncaya kadar yalanın her çeşidinden uzak durulmalıdır. Peygamberimiz’in (s.a.s.) “aldatan bizden değildir” sözü hayat prensibi haline getirilmelidir.


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Paylaşım