Yazar: Mustafa Said İşeri
Narsisizm: “Obez Nefs” İlleti
Narsist, kendini çok önemser, çok konuşur, mağrurdur, kendini metheder ve kendi hayalinde bir efsanedir. Başkalarını noksanları için suçlar, kendi başarılarıyla ise böbürlenir. Eleştiriye hiç açık değildir. Kendini geliştirme ihtiyacı da hissetmez. Çünkü bunu çoktan başardığına inanır. Bir numara olmadığı halde, bir numara olduğunu zannettiğinden aşırı iddiacıdır. Ekiple kazanılan başarıyı kimseyle paylaşmak istemez. Bütün payeyi kendine çıkarmayı yeğler. Kendisini o kadar çok sever ki, geriye başkasına ayıracak sevgisi kalmaz. Bir narsist maddeci yaklaşımından, aşırı rekabetçiliğinden, gösteriş takıntısından, çıkarcılığından ve şöhretperestliğinden rahatça fark edilebilir.
Cüz’i ihtiyarî
Bazen insan kendini sınırsızca hür hisseder. İlgilenmediği ve karışmadığı hadise kalmaz. Her şeyle içli dışlı olur. Kâinata bile çeki düzen vermeye çalışır. Bazen ise küçük bir meselenin, ehemmiyetsiz bir hadisenin ve bir anlık zamanın girdabında boğulmaktan kendini kurtaramaz. Dar bir kafese kapatılmışçasına –çaresizce- feryad ü figân eder.
Çevre, İnsan ve Ahlak
Mavi dünyanın -hassas ekosistemlerden meydana gelen- canlı bir organizma olduğu gerçeğinin tüm insanlık tarafından fark edildiği bir yüzyılda yaşıyoruz. Küresel çevre problemlerinin ortaya çıkışı bu fark ediş sürecine ivme kazandırmıştır. Yerküreyi tümüyle tehdit eden bu hayatî problemler neticesinde insanlık bir nebze olsun gaflet uykusundan uyanmıştır. Hem ferdî, hem de toplumsal sağlığın, sağlıklı bir dünya ile irtibatlı olduğu –tüm zamanlara kıyasla- günümüzde çok daha iyi anlaşılmıştır.
Bediüzzaman’ın En Son Dersi Perspektifinden Günümüz Problemlerine Kur’anî Çözümler
Problem insanın sıkıntısıdır, derdidir. Araştırması, öğrenmesi, düşünmesi, çözmesi, neticelendirmesi gereken bir durumdur. Bazı problemler ânlıktır; bazıları ise asırlıktır. Kişisel olanından küresel boyuta ulaşanına kadar iç içe birçok problemler sayılabilir.
Ciddiyet mi, şaka mı?
Kâinatta ciddiyet hâkimdir. Şakadan var edilen hiçbir varlık olmadığı gibi, şakayı çağrıştıran hiçbir olay da yoktur. Kâinatın “nizam” dili yaratılıştaki ciddiyetin delilidir.
Hayatın esasında da ciddiyet vardır. İnsan yeryüzüne ciddi bir imtihan için gönderilmiştir. Ebedi bir hayatı kazanmak ve kaybetmek davasıyla mükelleftir.
Yüksek ahlakın özünde de doğruluktan sonra ciddiyet vardır. Ahlak ciddiyetle inkişaf eder, yükselir ve kemalini bulur. “Ciddi ihlâs”, “ciddi uhuvvet”, “ciddi muhabbet” yüksek ahlakın esaslarıdır.
Ahirzaman fatihi
Kendi nev’inden birini öldüren ender varlıklardan biridir insanoğlu. Kitlesel katliamı gerçekleştiren ise yegâne varlıktır. Çünkü insanın öfkesine yaratılışta herhangi bir sınır konulmamıştır. İnsan bu duygusunu kontrol edip sınırlamazsa, aşırı öfkesinin (tehevvür) çok büyük tahribatı olabilmektedir. Basit cinayetlerden Dünya Savaşlarına kadar insanlık tarihinde bunun birçok tezahürleri ortaya çıkmıştır.
Öfke duygusu, zararlı şeylerden korunma, hakkı ve hukuku savunma maksadıyla fıtrata yerleştirilmiştir. Yoksa diğer varlıklara zarar verme, zulmetme, maddi-manevi baskı kurma için verilmemiştir. Hele hele haksız yere masum bir insanı öldürmek, öfke duygusunun yaratılış maksadının tam aksi istikametinde kullanılmasıdır.














