Medenilere galebe çalmak ikna iledir, icbar ile değildir. Taharri-i hakikat muhabbet iledir.

Ciddiyet mi, şaka mı?

Ciddiyet mi, şaka mı?

Kâinatta ciddiyet hâkimdir. Şakadan var edilen hiçbir varlık olmadığı gibi, şakayı çağrıştıran hiçbir olay da yoktur. Kâinatın “nizam” dili yaratılıştaki ciddiyetin delilidir.

Hayatın esasında da ciddiyet vardır. İnsan yeryüzüne ciddi bir imtihan için gönderilmiştir. Ebedi bir hayatı kazanmak ve kaybetmek davasıyla mükelleftir.

Yüksek ahlakın özünde de doğruluktan sonra ciddiyet vardır. Ahlak ciddiyetle inkişaf eder, yükselir ve kemalini bulur. “Ciddi ihlâs”, “ciddi uhuvvet”, “ciddi muhabbet” yüksek ahlakın esaslarıdır.

İnsanın neşeye de ihtiyacı vardır. Fakat neşe iki kısımdır. Biri nefsanî heveslere teşvik eden neşedir. İkincisi ise, nefs-i emmareyi susturup, ruhu, kalbi, aklı ve sırrı yaratılış gayesi için şevke getiren ulvî neşedir. Şaka -yerinde, zamanında ve ölçülü bir şekilde yapıldığında- bu fıtrî ihtiyacın vasıtalarından biri olabilir.

Şakanın hâkim olduğu ciddiyetsiz bir hayat ifrat olduğu gibi; hiçbir vakit şaka kaldırmayan bir ciddiyet de tefrittir. Hayatın genelinde aslolan ciddiyettir. Şaka ise hayatın tuzu, biberidir. Belki bu sebeple şakayı hayat biçimine dönüştürmek doğru değildir. Fakat hayatı oyun, eğlence ve sefahate sürüklemeyen şakalar da meşru kabul edilmelidir.

Mü’minin ahlakta ve davranışta pusulası Sünnet-i Seniyyedir. Şakaya da bu perspektiften bakılmalıdır. Peygamber Efendimiz’in (asm) ciddiyetine dair binlerce misal varken, bilinen şakalarının sayısının bir elin parmaklarıyla sınırlı olması düşünmeye değerdir. Bu durum göstermektedir ki, Sünnetin esası ciddiyet üzerine kuruludur. Şaka ise özel bir durumdur. Peygamber Efendimiz’in (asm) çok gülen şakacı insanlara “Cennetten müjde mi aldınız?” ikazından alınacak çok dersler vardır.

Güzel ahlakın çoğu nisbidir. Bir babanın işinde vakarı, evinde tevazuu fazilettir. Aynı mantıkla bir babanın işinde ciddiyeti, evinde şakacı olması güzel ahlaktan sayılabilir. Peygamber Efendimiz’in (asm) hâllerine baktığımızda bu nüansı fark ederiz. Hayatı tam bir ciddiyet üzerine kurulu bir Peygamber (asm), yeri geldiğinde çocuklarına, hanımlarına ve samimi ilgiye ihtiyaç hisseden herkese ölçülü ve hikmetli şakalar yapmıştır.

Peygamber Efendimiz (asm) “Ben şaka yaparım, fakat doğru konuşurum” demiştir. Belki de bu sebeptendir ki yaptığı şakalarının sayısı çok azdır. Doğru konuşmak için şakaya hiç ihtiyaç yoktur. Şakanın birçoğu ise doğruyu rencide edebilmektedir. Efendimiz (asm) şaka yaparken doğru sözlü olmakla birlikte gafletten, küçük düşürmeden, kahkahadan, saygısızlıktan, alaydan, korkutmaktan, münakaşadan uzak durulmasını tavsiye etmişlerdir.

Peygamber Efendimiz’in (asm) şakalarında mutlaka dikkat, iltifat, müjde, tefekkür gibi eğitici, öğretici bir sebep bulunur. Mesela, Ümmü Eymen, her insan gibi kocası Zeyd bin Harise’nin de gözünde beyazlık bulunduğunu Resul-i Ekrem’in (asm) şakasındaki dikkat dersinden sonra fark etmişti. Zâhir isimli bir bedevi, Allah ve Resulü (asm) katındaki değerini iltifat yüklü bir şakadan sonra anlamıştı. Yaşlı bir kadın da ebedi Cennet hayatında genç kalınacağı müjdesini yine bir şaka vasıtasıyla işitecekti. Ve binek hayvanına muhtaç biri, her devenin deve yavrusu olduğuna dair ezberbozan bir tefekkür dersini bir şakaya borçluydu.

Bu çağın imanda ve ahlakta en ciddi insanlarından biri olan Zübeyir Gündüzalp’in şakaya dair meşhur bir sözü vardır. Gündüzalp, Altın Prensipler isimli eserinde “Şakacı olmayınız. Zira şaka muhabbetin sonu, adavetin başlangıcıdır.” Özlü sözünü not etmiştir. Zübeyir Ağabeyin bu sözü “el mizahu mukaddimetu’ş-şerr / şaka şerrin başlangıcıdır” Arap meselini hatırlatmaktadır. Bu hakikatlerden ilham alındığında, her türlü şakanın muhabbetin sınırında bir iletişim biçimi olduğu söylenebilir. Bu sebeple, muhabbet sınırını aşmadan ve adavete yol açmadan şakayı etkili bir iletişim aracı olarak kullanmak için çok büyük bir hassasiyet taşınmalıdır. Şakaya teşebbüsten önce çok iyi düşünülmeli; yapılacak şakanın faydası ve zararı çok iyi hesap edilmelidir. Tüm iletişim becerileri kullanılarak -gerektiğinde, yerinde, zamanında, dozunda- şaka yapma cesareti taşınmalıdır.



Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.


Paylaşım
%d blogcu bunu beğendi: