Şefkat en insani duygulardan biri. Kişiyi insaniyetin doruklarına çıkarıyor. Derinlemesine şefkat edilebildiği nispette insaniyet duyumsanabiliyor. Rahim isminin tecellisidir şefkat. Rahim isminin arşına çıkan yol kalpte ondan başlıyor.

Her hayrın başında şefkat de var. Zira O’nun adına, O’nun adıyla başlamak için şefkatle donanmak gerekiyor. Dilimiz Bismillahirrahmanirrahim derken kalbimizin şefkat ve merhamet hisleriyle dolması gerekiyor. Kalbin şefkat rengiyle boyanmış bir besmele ise ahlakı da hayatı da hayırlı kılıyor.

Kur’an ahlakı ve nebevî ahlakın özünde de şefkat vardır. Bu öyle bir şefkat ki en küçük bir canlıyı incitmemek derecesinde bir hassasiyet. Hatta bir kırıntıyı israf etmeme derecesinde iktisat ve israf etmemenin arkasında da derin bir şefkat saklı. Şefkat tüm varlığın hukukunu hassasiyetle koruma bilinci aynı zamanda. Bu anlamıyla şefkat aslen kâinattaki canlı-cansız her şeyin kıymetini bilmek. Bu yönüyle varlığa, varoluşa yönelik muhteşem bir duyarlılık, bir hassasiyet, bir hürmet şefkat.

Şefkat bir sıbga, ilahi bir boya; Allah’ın Rahim isminin bir tecellisi, bir yansıması. Bu yansımanın ise çok tonları var. Üstad Bediüzzaman hazretleri anne baba hakkına özel kaleme aldığı Yirmi Birinci Mektub’da şefkatin mertebelerine dikkat çekiyor. Bu kısa ve öz risalenin başını taçlandıran İsra suresinin 23 ve 24. ayetleri için Üstad “beş tabaka ayrı ayrı sûrette ihtiyar vâlideyne şefkati celbediyor” ifadesini kullanıyor. Bu yaklaşım şefkat anlayışımızı geliştirebilmek, ona Kur’anî bir ton ve derinlik kazandırabilmek adına son derece dikkat çekicidir.

İsra suresinin 23. ayetinde üç tabaka ve 24. ayetinde de iki tabaka şefkatten bahsediliyor. Bu tabakaların dördüncüsünde geçen kanat (cenah) tabirine binaen şefkatin beş kanadı olduğunu söyleyebiliriz. Şefkat duygusunun kemalini bulması için bu kanatlarla donanmış olmanın gerekli olduğunu vurgulayabiliriz.

Bu beş kanattan ilk ikisi menfi söz ve davranışları yasaklıyor. Üçüncü ve dördüncü kanatlar müspet söz ve davranışları inşa ediyor. Beşinci kanat ise şefkate öyle bir derinlik kazandırıyor ki en âli hisler mertebesine çıkarıyor. Şefkatin bu beş kanadına yönelik zihnime ve kalbime gelenleri kısaca paylaşmak istiyorum.

Birinci Kanat: Menfi Söz Söylememek

فَلَا تَقُلْ لَهُمَٓا اُفٍّ

Şefkatin ilk iki tabakasında her türlü kötülüğün önü alınır. İlk tabakada her çeşit kötü sözün söylenmesi yasaklanır. “Öf” bile denilmemesi istenir. Yani sıkılma, bıkma, usanma, iğrenme gibi hislerin işareti olabilecek tek bir kelimenin bile ağızdan çıkmasına izin verilmez. “Bile” vurgusunu delalet-i iltizam manasında yorumlayan müfessirler olmuş. Yani bu tür bir ifadeyle eziyet edici ve ürkütücü az-çok, hafif-şiddetli hiçbir söze izin olmadığı vurgulanmış. Şu mesaj verilmek istenmiş: Sakın öf bile deme; zaten azarlama, şiddet ya da zarar vermeye hiç hakkın yok!

İkinci Kanat: Menfi Davranmamak

وَلَا تَنْهَرْهُمَا

Bu mertebede kızmak, sertçe azarlamak ve kaba davranmak gibi sözden fiile dönüşen şefkat ve merhamet dışı ne varsa tamamı yasaklanmıştır. Bu tabiri (نَهْر) yalanlamak, reddetmek ve muhalefet etmek manasında bir tavır alışı da kapsayacak genişlikte yorumlayanlar olmuştur. Bu ilk iki mertebeyle şefkat sözlü ve fiili her türlü menfilikten arındırılmıştır. Arı, duru, halis bir his kıvamını kazanması sağlanmıştır.

Üçüncü Kanat: Müsbet Söz Söylemek

وَقُلْ لَهُمَا قَوْلًا كَر۪يمًا

23. ayetin son kısmıyla ise menfi yollar kapatıldıktan sonra müsbet yollar açılmıştır. Üçüncü mertebede “kerîm söz” söylenmesi emredilir. Yani anne babaya nezaketle, onurlandırıcı ve asil sözlerle muhatap olunması istenir. Bu ise onlara karşı şefkatin gölgesinde alçakgönüllü ve edepli olmanın, saygı ve hürmetle muamele etmenin talep edilmesidir.

Dördüncü Kanat: Müsbet Davranmak

وَاخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ الذُّلِّ مِنَ الرَّحْمَةِ

İsra suresinin 24. ayetinde şefkatin dördüncü ve beşinci tabakalarına değinilir. Dördüncü tabakada müsbet sözün müsbet davranışla tekmil edilmesi söz konusudur. Bunu ifade etmek için de “alçakgönüllülük kanadı” (cenaha’z-zül) analojisi kullanılır. Dilimizde birine yardım etmek, onu korumak ve himaye etmek manalarında “kol kanat germek” deyimi var. Ayetin bu kısmı şefkatin daha yüksek bir mertebesini yani anne babaya kol kanat germe hakikatini ifade ediyor. Ayrıca bu kol kanat germenin şefkatten beslenen rahmet ve merhametle hisleriyle gerçekleştirilmesi gerekliliği de vurgulanıyor.

Beşinci Kanat: İyi Niyet ve Dua

وَقُلْ رَبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَان۪ي صَغ۪يرًا

Beşinci kanat ise şefkatin doruk noktasını temsil ediyor. Anne baba için güzel niyetler taşıma ve bunu en güzel bir dua diliyle ifade etmenin kıymeti dile getiriliyor. Bu dua dili rahmet ve merhametin asıl kaynağına insanı yaklaştırıyor. Hakiki şefkat ve merhamet eden, besleyen, terbiyen eden; dünya ve ahiretin, yeryüzü ve gökyüzünün Rabbi olan Allah’ı hatırlatıyor. Hizmetkârlık cihetinde ise en vicdani minnet hislerini harekete geçiriyor ayet. İhtiyarladıklarında ebeveyne merhamet göstermenin bir vefa olduğu çünkü küçükken onların bizi büyük fedakârlıklarla terbiye ettikleri göz önüne seriliyor.

Netice olarak İsra suresinin iki ayeti merhamet ve hürmete en fazla layık olan anne babaya bilhassa yaşlandıkları vakitte şefkat göstermenin beş mertebesini ders veriyor. Bu beş mertebe şefkat hissinin kanatlarını alabildiğine açıyor, insaniyetin doruk noktalarına yükselebilmenin fırsatlarını sunuyor. Öte yandan şefkati bu manada yalnız ebeveyne değil tüm insanlara ve onun da ötesinde tüm varlıklara karşı hissetmenin işari manaları da hissediliyor. Bu ise Rab isminin ve rububiyet hakikatinin tüm kâinattaki azametli ve ihtişamlı tecellilerine ayine olabilmenin eşsiz fırsatlarını aralıyor insanın iç âleminde ve ruhu, kalbi, aklı o kıvama getiriyor.

Bilhassa masum sivillerin, çocuk ve kadınların insanlık dışı bir tarzda katledildiği bir gaddar asırda dünyamız bu Kur’anî ahlaka ne kadar da çok muhtaç! Öte yandan birey olarak zulmün her türüne karşı çıkmak ve vicdanımızdaki şefkatin güç kazanmasını sağlamak için İsra suresinin kanatlarının altına samimiyetle girmemiz ve terbiyesinden hissemizi artırmamız gerektiğini anlıyoruz.

Hususan insanlığın en derin yarasının yaşandığı Gazze ve Filistin’e bir nebze merhem olabilme niyeti ve azmiyle, filolar halinde gece yolculuğuna (isra) cesaret edenlerin kalpleri ve vicdanlarında bu manada yüksek bir şefkatin parıltısını görüyoruz; kalp gözümüz kamaşıyor… Anlıyoruz ki başta kendi âlemimiz olmak üzere dünya çapında daha katılaşmamış kalplerde bu yüksek şefkat hissinin makes bulabilmesi adına ciddi bir gayret göstermemiz gerekiyor.