Medenilere galebe çalmak ikna iledir, icbar ile değildir. Taharri-i hakikat muhabbet iledir.

Etiket: emanet-i kübra

Göklerin korkusu…

Göklerin korkusu…

Gökler korktu…
“Emanet” arz edilince gökler, yer ve dağlar korktular (eşfekne minha, Ahzab 33:72).
İnsan ise korkmadı…
Fıtratı, emanet-i kübranın ağır yükünü taşıyacak yetenekteydi.
Yine de korkmalıydı…
Emanete ihanetin ebedi zillet damgası “zalûm” ve “cehûl” olmaktı.

Ene ve namaz

Ene ve namaz

Bahçede oturuyorum. Masanın üzerinde duran bir kitabın başlığı dikkatimi çekiyor: Namazın Sırları [Esrarü’s Salât]. İncelemeye başlıyorum. Hüccetü’l İslam İmam-ı Gazali’nin İhya-i Ulumu’d Din isimli eserinde yer alan namaz ile ilgili bölümlerden derlendiğini öğreniyorum. Okumaya başlıyorum ve ilerleyen sayfalarda bir paragraf beni derinden etkiliyor. Bu bölümde […]

Emanet-i Kübra

Emanet-i Kübra

Emanet, “sonradan alınmak üzere, bir kimseye saklaması ve koruması için verilen şey” anlamına gelmektedir. Hukuksal olarak ise, temel bir kısım kaidelerle çerçevesi belirlenmiş bir sözleşme mahiyetini taşımaktadır. Örneğin, bu sözleşmeyi yapan kimse, emaneti güvenli bir yerde saklamak mecburiyetindedir. Emanet sahibinin izni haricinde kullanması mümkün değildir. Emanet sahibi, istediği an verdiği emaneti geri alma hakkına sahiptir. Burada sayılan kaidelere uyulması, emanet sahibinin güvenini sağlayacaktır.