1. kizb çöllerinde
    sıdkın bir damla âb-ı hayatına muhtaç
    bir mecnun gibiyim…
  2. öyle şeyleri,öyle bir mana ile sev ki, ebedi yolculuğunda sana yoldaşlık edebilsin…
  3. öyle bir hayat yaşamalısın ki, sirac-ı hayatından mutluluk, huzur, saadet, doğruluk ve adalet ışıkları saçılsın.
  4. cuma yalnız bir araya gelip -birbirinden bîhaber- namaz kılmak mıdır?
    ne zaman ki cumalar şehrin kongresi olur,gün gelir hac da islam âleminin kongresi olabilir.
    aksi halde ittihad-ı islam hayallerde yaşamaya devam edecek…
  5. ahiret ne kadar ucuz: dünyanın kırık camlarını kabul ediyor…
    dünya ne kadar pahalı: ahiret elmaslarından başkasına razı değil…
  6. “doğruluk” lafzını ağzından düşürmeyen “yalancı”dan,
    “adalet” rozetiyle dolaşan “zalim”den,
    “hürriyet” diye diye “istibdad” edenden,
    “istikamet” çizgisi iddiasındaki “sapkın”dan,
    Allah’ım, yalnız sana sığırınım…
  7. bir dost, bir dostunu düşman bellemiş.
    “düşmanın düşmanı, düşman kaldıkça dosttur” düsturundan medet istemiş.
    bir de bakmış, dostuyla düşman, düşmanıyla dost oluvermiş…
  8. niçin bediüzzaman, şeytandan olduğu gibi siyasetten de Allah’a sığınmıştı?
    ortak payda ne(ler) idi?
    her ikisi de;
    1- nurdan değil nardan oldukları için mi?
    2- kardeşlerini ötekileştirdikleri için mi?
    3- tarafgirlikle adavetin sebebi oldukları için mi?
    4- yalanı (kizbi) doğruya (sıdka) üstün getirdikleri için mi?
    5- enaniyeti şişirip nefsin obezitesine yol açtıkları için mi?
    niçin?
  9. dünyevileşen hizmetler güçlerini kurumlardan alırlar. kurumlar bozulursa hizmetler de zedelenir. oysa kainatın en büyük meselesi olan iman hizmeti ise tüm gücünü Kur’an’dan, hakikatten, vicdandan alır…
  10. hicret suretten manaya, mülkten melekuta, eserden esma’ya yolculuktur.
    yeni hicri yılınız hayırlı, uğurlu, istikametli yolculuklar getirsin inşaAllah…
  11. kabedekilerle beraber namaz kılan, arafattakilerle beraber tefekkür eden, şeytan taşlayanlarla beraber istiğfar eden, safa-mervedekilerle beraber hakka koşanın hakkıdır kurban kesen hacılarla beraber kurban kesmek…
    namazsız, tefekkürsüz, istiğfarsız bir kurban kime kesilir ki?
  12. kurban, ET için değil, ibadET için…
  13. beni en çok düşündüren mizaç şudur:
    benim başıma bir musibet geldiğinde “kardeş! keffaretü’z-zünubdur. inşaAllah günahlarına kefarettir” diyerek teselli! vermeye çalışır.
    onun başına musibet geldiğinde ise, daha ben söze girmeden “kardeş! hediye-i ilahiye işte. belki de tezyid-i derecat… Allah’a hamd olsun. O’ndan gelene hem sabrederiz, hem şükrederiz.”
    sen günahkârsındır. O ise -aciz ve fakir- Allah’ın sevdiği makbul bir kuldur…
  14. elinden bir şey gelmiyorsa, hiç olmazsa zalime meyletme be kardeşim.
    ahiret azabını hatırlatan vicdanındaki küçük cehennemin sesini bir dinle…
  15. mükellef iftar ve sahur ziyafetlerinde mest olmuş, sarhoş olmuş,
    “ene ene, ente ente” diyerek Rabb-i Rahimine karşı isyanında direnen nefis,
    iftihar kaynağın olan orucun seni zerremiskal terbiye etmişe benzemiyor…
  16. Ramazan ayı Kur’an’ı yalnız lafzen zikretmek zamanı değil,aynı zamanda manalarını tefekkürle yudum yudum içmek vaktidir…
  17. bütün darbeler hürriyete, yani insaniyete yapılır.insaniyet için darbelerin ve darbecilerin canı cehenneme…
  18. günde üç öğün yemeğe tiryaki olmuş obez nefis, öğlen yemeğini yememeyi aklının ucundan bile geçirmek istemiyor…
  19. öyle bir seyyah tanıdım ki, sanki dünyaya sırf Halıkını bulmak ve tanımak için gelmiş…
  20. benlik ne müspet, ne menfidir.
    bencillik ise menfidir. birey ne müspet, ne menfidir. bireycilik ise menfidir.
    milliyet ne müspet, ne menfidir. milliyetçilik ise menfidir.
    bireycilik ve milliyetçilik ancak şişmiş bencilliktir, obez enedir.
  21. acı, ama gerçek! şu face aleminde, narsisist şahsi fotoğraflarını, hedonist de yemek fotoğraflarını bolca paylaşıyor.
  22. bu topraklara barış hep bir mu’cize gibi gelmiş şimdiye kadar.bir sihir var, esrarı bozulmuş inşaallah…
  23. Basit şeylerde tükettiğimiz şiddetli inat, ısrar, merak gibi duygularımızı bir nebze iman hakikatlerine yöneltsek hayatımızda çok şeylerin değiştiğine tanık olabiliriz…
  24. en ön safta namaz kalmak huzur-u ilahiyi daha bir hissettiriyor,gerilerde kaldıkça cemaat ruhunu teneffüs ettiriyor. her şey cemaatla (şahs-ı manevi ile) daha bir güzel.
  25. ölüm öyle BİRANDa gelir ki, hayat ATEŞini söndürür de, kabrin karanlığında pürdikkat küçük bir IŞIKARArsın…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir