Medenilere galebe çalmak ikna iledir, icbar ile değildir. Taharri-i hakikat muhabbet iledir.

öz-üm 2012

öz-üm 2012
  1. “haya”l ile “haya”tın buluştuğu en güzel yerde “haya” vardır.
  2. üç yaşındaki kızımın şimşek yorumu: babaaa, melekler fotoğraf mı çekiyor?
  3. niyet, fıtratın dile gelişidir.
    fıtrattaki her türlü istidat ve kabiliyeti “arş” emriyle harekete geçiren kalbin tılsımlı sesidir niyet.
  4. bazı insanlar ateş gibidir. uzaklaşırsan soğursun, yakınlaşırsan yanarsın. bazı insanlar ise nur gibidir. uzakta da olsan, yakında da, sürekli aydınlanırsın…
  5. şeytan, enesine secde edendir.
  6. anarşinin çaresi insaniyeti diriltmektir. Anarşi, insaniyet seciyelerini canavar hayvanların seciyesine çeviren bir illettir. Nur Talebeleri, anarşiye karşı tahkiki iman kuvvetiyle yeni Kur’anî sedler inşa etmek için ciddi kafa yormalıdırlar…
  7. zahiren hizmet ile adalet çakışıyor/ayrışıyor ise adaletin yanında olmak lazım. çünkü adaletin olmadığı yerde -ihlaslı- hizmetin de ruhu zedelenmiştir.
  8. Kur’an’ın dört maksadından dördüncüsünün “adalet” olması (ilk üçü: tevhid, nübüvvet, haşir) ve “adalet” ile “ibadet”in beraber zikredilmesi Kur’an ahlakında adaletin üssü’l-esas olduğunu gösterir. Yani, bir açıdan, adalet varsa ibadet de vardır, hizmet de vardır. Zulmün hakim olduğu yerde ne ibadet vardır, ne de hizmet…
  9. Allahım! ÜÇ AYLARda KALBime öyle bir huzur ver ki REGAİBim senin rü’yet-i cemalin olsun; ve AKLımı öyle yükselt ki Kur’an ve iman hakikatlerinin MİRAÇında dolaşsın; ve NEFSimi günahlardan öyle arındır ki eline takva BERATını alsın; ve RUHumu öyle genişlet ve zenginleştir ki bin ay kadar bereketli olan Ramazan’ın KADRini kazanabilsin…
  10. biri kendini hodfüruşane pazarlayınca nietzsche’nin “kendinden sözetmek çok soylu bir ikiyüzlülüktür” aforizmasını haykırmak isterim.
    “ben kendimi beğenmiyorum, beni beğenenleri de beğenmiyorum” diyen Bediüzzaman’ın talebesi olmaya liyakat kazanmak gerek!
  11. “cevşen-i kebir”den öğrendim ki,
    “ehad” “nidd”i olmayan,
    “samed” “ayb”ı olmayan,
    “rab” “vezir”e ihtiyaç duymayan,
    “sultan” “azl” edilemeyen,
    “melik” “acz”i bulunmayandır…
  12. aniden önüme sertçe düştü, bir meşe yaprağı
    kızıla çalmış, kurumuş, buruşmuştu
    fakat cazibedar hatlarının estetiğinden bir şey kaybetmemişti
    gençliğinin yeşil, taze, güzel ânlarını hatırlatırcasına
    meşe yaprağı bir ölüm gibi düştü önüme
    beni ölüme bağlayan uzun yollara…
  13. Mustafa Sungur ağabey, dünya kitabını okudu, tarlasını ekti, kârlı ticaretini yaptı, seyrangahını gezdi, kerîm misafirliğini bitirip huzura koştu.
    Allah rahmet eylesin.
  14. Ölümü rahmet kapısı görmek, kabir kapısını bismillah diyerek çalmak, elhamdülillah diyerek rahat bulmak, Allahuekber diyerek haşir ezanıyla uyanmak, büyük mahşer mescidinde kıyama kalmak ve Arş-ı Rahman’a uçmak isteyen 17. Söz’ün burağına binmelidir.
  15. Âdemoğlunu, Esma-i Hüsna şecere-i nuranisinin beş ana dalına çıkarıp külli meyvelerini devşirten muhteşem bir talim-i Esma mîracıdır 24. Söz.


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Paylaşım