Medenilere galebe çalmak ikna iledir, icbar ile değildir. Taharri-i hakikat muhabbet iledir.

Çift kanat

Çift kanat

Asrın belagat dâhisi Bediüzzaman Said Nursi, teşbihperestlik hastalığına yakalanmadan,  eserlerinde “revnak”tar teşbihler sergilemiştir. Matlubun münasebetini göze alan ve rızasını tahsil eden rengârenk teşbih misalleriyle doludur, Risale-i Nur Külliyatı.[1]

Bunlardan biri de “iki cenah” teşbihidir. Cenah, sözlüklerde “kanat, kol, yan, taraf” manalarına gelmektedir. Nur Külliyatının muhtelif makamlarında, zengin bir çeşitlilikle “iki cenah” teşbihi kullanılmıştır. Kuşların göklere yükselmesi için çift kanada muhtaç olması hakikatine istinat edilerek, bazı ulvi hakikatlerin semalarına yükselten mütesanid manaların ifadesinde iki cenah teşbihinden faydalanılmıştır.

Mesela, Resul-i Ekrem (a.s.m.) birkaç yönden çift kanatlıdır. Hem insanların hem de cinlerin peygamberi olduğundan zülcenaheyndir. Hem dünya hem de ahiret saadetinin vesilesi olduğu için de iki kanatlıdır. [2] Bir başka açıdan ise, icma ve tevatür kanatlarıyla Resul-i Ekrem (a.s.m.) muhteşem bir tevhid bürhanıdır. [3] Mu’cize ve icma kanadında enbiya, keramet ve tevatür kanadında ise evliya, Onun (a.s.m.) davasına kuvvet verirler.

Resul-i Ekrem’in (a.s.m.) risalet ve velayet gibi öyle iki nurani kanadı vardır ki, onu Cennete, Sidretü’l Münteha’ya, ta Kab-ı Kavseyne makamına yükseltmiştir. [4] Resul-i Ekrem (a.s.m.) öyle zülcenaheyn bir mebustur ki, velayet kanadıyla tüm varlığın Allah’ın huzurunda bir elçisidir; risalet kanadıyla da Allah’ın varlık dünyasında bir memurudur. [5]

Risale-i Nur’da, zamanın da çift kanatlı olduğu dile getirilir. Mazi ve müstakbel, zamanın birbirini tamamlayan ve dengeleyen iki cenahıdır.[6] Kanatsız veya tek kanatlı zaman eksiktir. Varlık mertebesi bakımından düşünüldüğünde, zamanın kanatlarını açabilme yeteneğindeki varlıkların daha yüksek bir hayat mertebesinde oldukları söylenebilir. Mesela, insan ruh aynasına yansıyan geçmiş ve gelecek zamanların geniş kanatlarıyla, ezeliyetin ufuklarına uçabilecek eşsiz bir yaratılışa sahiptir.

Ubudiyet de çift kanatlı olmayı gerektirir. Yüksek kulluk makamlarına, ancak dinin hem imanî hem de amelî kanatlarıyla uçulabilir.[7] “Yani, hakaik-i imanîye sağlam bir surette itikad etmek ve ferâiz-i diniyeyi imtisal etmekle olur. Bu iki cenahta kusur varsa o yolda gidilmez.”[8]

Bediüzzaman’ın meslek ve meşrebi çift kanatlıdır. Şefkat ve tefekküre dayanan mesleği, Rahim ve Hakîm isimlerinin tecellileridir.[9]

Şamlı Hafız Tevfik’in tespitine göre, Bir önceki asrın müceddidi olan Mevlana Halid-i Bağdadi gibi Bediüzzaman da zülcenaheyndir. Mevlana Halid hem Kadirî, hem de Nakşîdir. Bediüzzaman’da ise Kadirî meşrebi ile Şazelî mesleği hâkimdir. [10]

Hakikat yolculuğu da çift kanatlı olmayı gerektirir. Hakikat güneşini görmek için hem aklın, hem de vicdanın gözlerine ihtiyaç vardır. Hakikat yolculuğunun din ve fen kanatlarıyla olabileceğini gerçeği, Bediüzzaman tarafından şöyle beliğane ifade edilir: “Vicdanın ziyası, ulûm-u dîniyedir. Aklın nuru, fünun-u medeniyedir. İkisinin imtizacıyla hakikat tecellî eder. O iki cenah ile talebenin himmeti pervaz eder. İftirak ettikleri vakit, birincisinde taassup, ikincisinde hile, şüphe tevellüd eder. İkisinin imtizacıyla hakikat tecellî eder. O iki cenah ile talebenin himmeti pervaz eder.”[11]

Bediüzzaman’ın hayallerini süsleyen –hem dini ilimlerin, hem de fen bilimlerinin okutulacağı- Medresetüzzehra üniversitesi -maddi açıdan da- çift kanatlıdır. Şöyle ki: “Câmiü’l-Ezher’in kızkardeşi olan, Medresetü’z-Zehrâ namıyla dârülfünunu mutazammın pek âli bir medresenin Bitlis’te ve iki refikasıyla Bitlis’in iki cenahı olan Van ve Diyarbakır’da tesisini isteriz.”[12]

Nur hizmetinde ihlâs sırrının gereği de çift kanatlı olmaktır. Sağındaki ve solundaki birlerle desteklenen tek bir, yüz on bir olabildiği gibi, Nur talebeleri de tesanüd edebilecekleri kanat-misal kardeşleri samimiyetle ararlar, bulurlar. Bediüzzaman, bir mektubunda, Mustafa Osman’ın Ahmet Fuad ve Mustafa Oruç ile, Nazif Çelebi’nin de Selahaddin ve İbrahim ile iki cenah bulduklarından bahsetmiştir. İki cenahla hizmet etmenin, Nur hizmetinde çok büyük iş göreceğini ders vermiştir. [13]

Bediüzzaman’a göre İslam devletinin hem saadeti hem de terakkisi iki cenah ile mümkündür. “Sadaret” ve “meşihat” kanatları “mütesavi” olan bir devlet, ancak istikbale ve terakkiye uçabilir.[14]

Ubudiyetin en kısa yolu da çift kanatla kat edilir. Bediüzzaman’ın eşsiz ifadesiyle “aczin ve fakrın cenahlarıyla makam-ı âlâ-i ubûdiyete uçmaktır”[15] insanın yaratılış vazifesi.

Risale-i Nur’un iki cenah teşbihleri ufuk açıcıdır. Hakikat yolcularını çift kanatlı hakikatleri keşfetmeye teşvik edicidir. Biz de büyük bir merak ve heyecanla çift kanatlar aramalıyız. Din yolunda iman ve İslam gibi. Hayat yolunda dünya ve ahiret gibi. Kulluk yolunda acz ve fakr gibi. Hakikat yolunda akıl ve kalb gibi. Teklif yükünde havf ve reca gibi. Rü’yet iştiyakında cezbe ve incizab gibi…


[1] Muhakemat, İkinci Makale, Unsurü’l Belagat, Birinci Mesele, s. 89.

[2] Mesnevi-i Nuriye, s. 38.

[3] Sözler, s. 215; Mektubat, s. 195.

[4] Sözler, s. 540.

[5] Sözler, s. 63.

[6] Sözler, s. 79; Asa-yı Musa, s. 178.

[7] Mektubat, s. 441.

[8] Mektubat, s. 26.

[9] Mektubat, 4. Mektub, s. 24.

[10] Barla Lahikası, s. 118.

[11] Münazarat, s. 127.

[12] Münazarat, s. 126.

[13] Emirdağ Lahikası, s. 163.

[14] Sünuhat, s. 52.

[15] Sözler, s. 286.



Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.


Paylaşım
%d blogcu bunu beğendi: