Hakikat Arayışı

acemi bir seyyahın notları

Yazar: Mustafa Said İşeri

Temsilat-ı Kur’aniyedeki Hikmetler

Kur’an-ı Kerim, manasıyla, üslubuyla, kelimeleriyle, açıklamalarıyla, camiiyetiyle, gaybdan verdiği haberleriyle, gençliğini korumasıyla ve usandırmayan letafetli tarzı gibi pek çok çarpıcı özelliğiyle, eşi benzeri olmayan mu’cizevi bir kitaptır. Zamanları ve mekanları aşan sonsuz ilim sahibi Cenab-ı Hakkın ezeliyet canibinden konuşmasıdır. Bir…

On Sekiz Bin Alem

Kur’an-ı Kerim birçok ayette geçen “Rabbü’l Âlemin”, yani Âlemlerin Rabbi tabiri bir kısım tefsirlerde “on sekiz bin âlem” olarak yorumlanmıştır. Kur’an’da geçen ayetlerin tek bir anlamı yoktur. Kur’an tüm insanlığa ve farklı sosyal tabakalarda olanlara hitap ettiği için birçok manayı…

İlmelyakinden hakkalyakine marifetullah mertebeleri

İslâm düşünce tarihinde bilginin kesinlik derecesi genellikle üç kategoride sıralanır. İlk basamak ilmelyakîn iken, ikincisi aynelyakîn, üçüncüsü ise hakkalyakîndir. İlmelyakîn, bir şeyi ilim ve delil ile kesin olarak bilme, tanıma, kabul etme; aksi mümkün olmayan açık, kesin ve sağlam bilgi…

Acz

Sözlük anlamı olarak “beceriksizlik, kuvvetsizlik, güçsüzlük” mânâlarına gelmektedir. Acz, yerçekimi, merkez-kuvvet gibi kainatın her tarafında ve bütün zamanlarında geçerli fıtrî bir kanundur. Kanun olmasının neticesidir ki, yıldızlardan atomlara, basit yapılı elementlerden kompleks yapılı insanlara kadar bütün varlıkların ortak özelliğidir.

Vicdan

Vicdanı, “iyiyi kötüden ayırıp, iyiden lezzet alan ve kötüden de elem hisseden bir duygu” diye özet bir şekilde tanımlanmak mümkündür. Fakat, Risalelerin çeşitli yerlerinde, bu tanımın farklı boyutlarına getirilen değişik açılımların incelenmesi, meseleyi biraz daha anlaşılır kılacaktır. Mesela, Mesnevi-i Nuriye’de vicdan için, “şehadet alemiyle gayb aleminin birleşme noktası, iki alemden gelen şeylerin birbirine kavuştuğu yer ve insanın şuurlu bir fıtratı” gibi bir tanımlama yapılmıştır.

Emanet-i Kübra

Emanet, “sonradan alınmak üzere, bir kimseye saklaması ve koruması için verilen şey” anlamına gelmektedir. Hukuksal olarak ise, temel bir kısım kaidelerle çerçevesi belirlenmiş bir sözleşme mahiyetini taşımaktadır. Örneğin, bu sözleşmeyi yapan kimse, emaneti güvenli bir yerde saklamak mecburiyetindedir. Emanet sahibinin izni haricinde kullanması mümkün değildir. Emanet sahibi, istediği an verdiği emaneti geri alma hakkına sahiptir. Burada sayılan kaidelere uyulması, emanet sahibinin güvenini sağlayacaktır.