Medenilere galebe çalmak ikna iledir, icbar ile değildir. Taharri-i hakikat muhabbet iledir.

öz-üm 2017

öz-üm 2017
  1. asıl elem verici olan yokluğunun ızdırabı değil varlığının fark edilemeyişi…
  2. ahirete kör olan s∞nsuzluğun ne demek olduğunu görebilir mi?
  3. sünnet-i seniyyenin bir edebini modernist bir ilahiyatçının tüm ilmi birikimine tercih ederim.
  4. “göklerde ve yerde ne varsa hepsini insana musahhar edene (45/13)” musahhar oldum.
  5. gök de çeker, intisab/iman bağından… secdeler ise yerden göğe, keskin bir koridor.
  6. yer çeker; savurmaksızın, şefkatle, incitmeksizin, ana gibi. yer çekiminde huzur var, incizap bilmeyenlere…
  7. yer, ne şefkatli çeker. ülfet ettiğimiz yer çekiminde ilahi rahmetin ve şefkatin gizemli bir yakınlığı ve huzuru derç edilmiştir…
  8. gariptir ki tenkidin en çirkefinin müptelası olduğu halde müspet eleştirinin kokusuna dahi tahammülü yok.
  9. istediği her şeyi yaratan kimdir? ya dilediğine hidayet veren kimdir? evet aranılan rahmete bu gibi soruların bilinçli cevapları ulaştırıyor.
  10. sırat-ı müstakimden uzaklaştıkça vicdani elemler şiddetlenir ve ziyadeleşir.
  11. öyle bir cehennem ki ruhu, kalbi, sırrı da yakıyor…
  12. bu gürleyiş pek derindi: semadan, sem’den kalbe…
  13. şükretmenin kendisi de şükür vesilesi olduğu gibi öyle istiğfarlar var ki taze bir istiğfara muhtaç…
  14. her hürriyet hürriyet değil. imanı hürriyete değil hürriyeti imana bağlamak lazım, malum: “iman ne kadar mükemmel olursa o derece hürriyet parlar.”
  15. mana-i harfî ile suretlerdeki güzelliklere bakılırken asıl olan esma-i hüsnanın hakiki güzelliklerini mana-i ismî ile görmektir.
  16. bugün tweet atmaya niyetim yoktu ama #12Eylül darbesine tükürmeden de geçmek olmazdı. siz de ideolojiniz de cehennemin dibine…
  17. bismillah, külli ve halis bir şükür, ciddi ve safi bir hürmetin ünvanıdır. virdi bismillah olan, ferşte iken arşî huzuru yakalar… en uzakta iken, en yakındadır…
  18. ayna olursan güneşe mesafesiyle, timsaliyle içine alırsın… arkanı dönersen ona, karanlık gölgenle yetinirsin…
  19. kıyameti kopmuş, kaos karanlığında soluksuz kalmış iç dünyalar Haşir Risalesi’nin İsrafilvari sûruyla diriliyor, uyanıyor, canlanıyor.
  20. çoğu hükmün ahirette kesinleştiği şuuruyla vazifeni yap, tevekkül et, seni üzen sonuçlarla ye’se düşme, vazife-i ilahiyeyi fark et ve güven!
  21. ramazan ayına en azından tvlerdeki ramazan programcıları gibi olabildiğince erkenden ön hazırlıklarımızı tamamlayabilseydik iyiydi…
  22. bunlar ramazan melekleri. yine geldiler. şehrin üzerinde uzun bir resm-i geçit seyriyle birlikte kanatlarının gölgesine de alıyor şefkatle.
  23. yalnız maddi açlıktan ibaret kalan, huzur-u İlahinin ve Kur’an’ın manevi rızkının zevkini hissettirmeyen bir orucu neyleyim…
  24. aç kalan nefs söner de söner, ruh ise yükselir, yücelir. iftar menüsünün sıkletine göre miskin nefs şişer de şişer, ruh da başlar ağlamaya…
  25. iftar ve sahur yemeklerinin baştacı yapıldığı bir ramazan yerine bir nebzecik açlığı övüncümüz kılabilseydik, kadir gecemiz çok farklı olabilirdi…
  26. en çok sevdiklerimiz ile imtihanımız, ilahi huzurdaki kıymetimizin mihengidir. oruç, rıza-i İlahi yolunda en sevilenleri terk etmenin ulvi halidir…
  27. sıcaklık, kızgınlık manalarına da gelen ramazan, yakıyor nefsi, nurlandırıyor aklı, latifleştiriyor kalbi, yükseltiyor ruhu…
  28. bir aylık talimden sonra fıtratımızın balans ayarını yaptık. on bir ayda bu fıtratı koruyabilmek duasıyla fıtır bayramınız mübarek olsun.
  29. kurbanın kurbiyet hakikati bayramdaki ism-i azam dualarına ayrı bir derinlik kazandırıyor: ya Cemilü ya Allah. ya “Karibü” ya Allah…
  30. obur nefsi beslemek, şımartmak için değil, kalbi istila etmek isteyen tüm putları niyet ederek kurban kesmek duasıyla…
  31. Kur’an denilen ilahi orkestranın (musika-i ilahi) ve yankılarının (kütüb-ü İslamiye) melodileri alemimizin hangi pencerelerinden etrafa yayılıyor, hiç tefekkür ettik mi?
  32. ırkçılık günümüzde “sevimli”, felsefi ambalajlara sarılarak pazarlanıyor. farkına varıp da kalp kabesini bu puttan koruyan iki cihanda kazanır.
  33. birlikte yaşayalım diyenler devleti kutsallaştırıyor(muş), ayrı devlet kuracağız diyenler ise hak ve hürriyet peşinden koşuyor(muş)?
  34. namazı kemale erdirmeyen hatta engel olan bir iş, iş midir gerçekten?
  35. “nasılsın?” sorusunun en gerçekçi cevabı aslında “namazlarım gibi” zira asıl kimliğim Allah’ın huzurunda nasıl olduğum…
  36. firdevs cennetine namaz ile ulaşabiliriz amenna lakin namazımızda firdevs kokusu var mı? aslında her namaz da firdevsi bir cennet-i asgar.
  37. bir önceki namaz vaktinden şimdiye kadar yaklaşık olarak dünya 4.500 km kendi etrafında döndü, güneş sisteminde ise 300.000 km mesafe aldı. salatımız içinde dünyanın salat-ı kübrasını da katma vakti…
  38. kainatın insan-ı kamille mazhar olduğu kayyumiyet sırrıyla kaim olduğunun hikmetlerini bilerek kıyam etmek ve kıvam bulmaktır namaz…
  39. namazın hakikati dünyamda o kadar büyüdü ve merkezileşti ki namazımı tekmil etmeyen hiçbir kemalatı kemalat saymamaya karar verdim.
  40. kainat insan-ı kamil ile, insan-ı kamil de dinin direği ile ayakta. var mı kainat-insan-namaz denklemini çözen, kıyam etsin?
  41. her vakit namaz, yeniden insaniyetin (yani islamiyet içindeki insaniyet-i kübranın) farkındalığıdır. vicdanım konuş! kaçırdığın bir şey var mı?
  42. cihad-ı ekberde her gün beş vakit namaz ile insi ve cinni şeytanları darb eden bir millet-i İslam hiç cihad-ı asgarın jet ve tankından korkar mı?
  43. ancak sıdk namazı kılanlar, hakkıyla gıybet orucu tutabilirler…
  44. yıllar geçtikçe hayatınızdaki en büyük değişim her yeni çıkan iphone maliki olmak ise lütfen kendinize gelin.,.
  45. teşekkür etmek, hamd etmek de güzel fakat minnettarane yaşamak başka bir şey…
  46. şifrelerimiz –kimseler bilmese de– bizi bize ele verir.
  47. şeytan taşlarken, kabeyi tavaf edememeyi hizmet prensibi haline getirenler ahkam keseceklerine bir kendi aynalarına bakıverseler…
  48. eğri [zannedilen] genç ve meyveli ağaçları kıskanan, düz [olduğunu iddia eden] yaşlı ve kuru ağacın ömrü eleştirmekle geçmiştir.
  49. muktesit ve cömert, fakir de olsa zengindir. Müsrif ve cimri ise zengin de olsa fakirdir.
  50. yemeye, içmeye, zevkusefaya karşı öyle müstağni davran ki Hızır’ın talebesi olduğun zannedilsin…
  51. “İnsanların en hayırlısı insanlara en çok faydalı olandır.” en faydalı insan ise —ihlaslı/karşılık beklemeksizin— uhrevi fayda sağlayandır.
  52. ahiretten dünyamıza açılan ve onu Cennete çeviren Reyyan koridoru, bir yıl sonra tekrar açılmak üzere bu yıl kapanıyor, nasibimizi zorlayalım…
  53. devasa magma cehennemi üzerinde mucizevari inşa edilmiş ince kabuk gibi bir cennette yaşamak her an manen titretmeli bizi #17Ağustos1999
  54. “dünyevi” diye etiketlediğin işleri de Allah’a takdim ediyor gibi ehemmiyet vererek yapmadan ihlası kazanabilir misin, ey tembel nefsim?
  55. ay: gölge etme başka ihsan istemem. dünya: benim sana (ay) verebileceğim yalnız gölgedir. güneş: gölgeleriniz bana haddimi bildiriyor.
  56. arabanın camı içten lekelenmiş ise silecekleri kaç kez çalıştırdığın önemsiz…
  57. paraya, şöhrete, mevkiye bilerek ve memnuniyetle tahvil ettiğin ilim ve amelinin yarın sana faydası olacağını mı sanıyorsun, emmare nefsim?
  58. fakirlik ve ihtiyarlık dünyanın fanilik damgasını gösteren yanıltmaz bir gözlüktür uhra muhiplerine…
  59. ihtiyarlamak kolay iş değil; eşyaya vurulan fanilik mühürlerini okuyabilen bir nazara sahip olduğunda gerçekten ihtiyarlamış oluyorsun.
  60. ne rıza-i ilahi kesret-i ameldedir ne de emel dünyevi tul-i emelden ibarettir…
  61. ruh; ihlas, şefkat, hikmet, insaf, haya vb. ahlak-ı aliye ile derin nefesler alır.
  62. yusuf, hâyâ “zindan”ını kebair “hürriyet”ine tercih edendir.
  63. rüzgara yakışan en güzel elbiselerden biri de dalgalanan bir bayrak olsa gerektir.
  64. –adına ne denirse densin– bir prensip! ki mazlum din kardeşine öfkeyi, zalim diktatöre sempatiyi uyandırıyorsa ne İslamidir ne de insani…
  65. kuşların sultanı tavusun güzelliği ve mükemmelliği yumurtasının kabuğunda aranır mı? fahr-i kainatın (asm) beşeriyeti ince bir kabuktur.
  66. her yeni gün imanî fetihler için yepyeni bir fırsattır; hem âlem-i şahsîyede, hem âlem-i içtimaiyede… bugün coğrafyan ne kadar genişledi?
  67. kur’an’ı herkes aklı miktarınca anlar. kıl gibi kör aklıyla bakan biri kur’an’a parlak bir ayna olan resul-i ekrem’in (asm) fetanetini göremez.
  68. hadis; kur’an’da olmayanın zikri değil belki senin kör aklının kur’an’da görmediğini hz. muhammedin (asm) fetaneti ve zekavetiyle okumasıdır.
  69. sonsuz ışığı tam manasıyla bilmek, tanımak isteyen bilmecburiye karanlıktan yardım almalıdır. orucum, her şeyin kendisine muhtaç olduğu ve kendisinin ise hiç bir şeye muhtaç olmadığı Samediyet hakikatini bir nebze anlayabilmem için karanlığım olur musun?
  70. kur’an ve tefsirlerine muhatap olurken niteliğin niceliğe hükmetmesi elzemdir.
  71. ilahi bir ihsan olan iman muhabbet-i ilahiyenin bir parıltısı olduğu için ilahi huzurda ne kadar sevildiğimizin de mikyası olsa gerektir.
  72. hadisin hukuku ancak fahr-i kainatın miraca çıkan ulvi ruhaniyeti, şahs-ı manevisi ve sünnet-i seniyyesinin bütünlüğü öne çıkarılarak korunur. pest seviyeye indirgenen bir tartışmanın girdabından kurtulup nübüvvet-i ahmediyenin (asm) kemalat ve ulviyetini öne çıkarmalı…
  73. biliyoruz ki göklere uruc/yükseliş #MescidiAksâ‘dan başlıyor. onun hukukuna duyarsızlaştıkça yerde sürünmekten kurtulmamız mümkün değil.
  74. “Allah’ım bize ‘şu’ musibeti verme” demek yerine “Allah’ım bize her türlü musibet için sebat, metanet, kuvvet ve dirayet ver” diye dua etmeliyiz. zira çoğu kez bilmeyiz ki bazı şer gibi görünen musibetlerde hayır vardır ve bazı hayır zannettiklerimiz de şerli olabilir.
  75. masum bir insanı katletmeye niyetli bir nefis bedelinin kendi nefsi olduğunu bilirse ancak vazgeçebilir. “kısasta hayat var.”
  76. hidayetin bir nuru olan adalet ancak hikmet, iffet, şecaat sırat-i müstakiminde hayat sürmenin ünvanıdır.
  77. fakdü’l ahbab değil firaku’l ahbap sırrını taşıyorsa eğer hüzün de ruha yakışan latif bir elbise…
  78. kült yapılar acayip kapitalisttir; hem sömürür hem minnet bekler hem de nankörlükle suçlar.
  79. postkemalist “adalet yürüyüşü”nde “istikamet” arayan/bulan bir “demokratlık” kadar trajik bir çaresizlik ve sapma olabilir mi?
  80. üslupsuzluk ile paslanmış olsa da bir gerçek hayal ve vehimlerle sürekli parlatılan bir yalandan çok daha değerli ve saygındır.
  81. bazen insan öyle inatlaşır ve azgınlaşır ki nasihat tesir etmez hatta aksülamel yapar. bize de bir musibet bin nasihatten efdaldir demek düşer.
  82. anlaşılan #deprem kulelerde daha fazla hissediliyor. maddi-manevi her daim yere yakın olmak lazım.
  83. gölge etmemek bazen en büyük bir ihsan. berat gecesi haddimizi bilmemize ve kendimize gelmemize vesile olsun. kadrini idrak etmek duasıyla.
  84. bir müslüman “entelektüel” niçin başucu kaynakları arasında bir tefsir ismi say(a)maz? başucundan kalbe indirmeyi konuşmadık bile…
  85. mana-i harfi ile arzdan/mülkten sıyrıldığımız nispette mana-i ismi ile semaya/melekuta/esmaya yükselebiliriz.
  86. Aslında her an cenazeleşen bir bedenimiz var. Ve etrafımız ânında cenazeleşmiş görüntüler…
  87. “ölüm”ün olduğu bir dünyada “hayat”a dair her şey –tüm teferruatıyla– ciddiye alınmaya değerdir.
  88. Güneşi inkar eden, gecesinde Ay’ı Güneş zanneder…
  89. başkasını irşad etmeye çalışan değil kendi aczini, fakrını ve naksını anlatan nasihleri –varsa– dinlemeli.
  90. kiramen katibine benzemeli; hayrı hemen yazmalı zihne ve silmemeli sağdaki melek gibi, tevbe edilmiş hataları ise silmeli soldaki melek gibi…
  91. evet amenna yalnız ona rücu ederiz lakin dönüp de yolda sürünmek ya da kapıda kalmak da var.
  92. alimler ıslah olursa amirler de ıslah olur. amirler ıslah olunca da sulh-u umumi olur.
  93. karanlık ve yokluklarında aradığın sırrı ölüm hakikatinde bulursun. hem yakın hem de yakîndir ölüm. hayatın dar kabrinde teneffüs edene de.
  94. kamil âdem olmadan adam yetiştirme sevdasına düşmek de meyve vermiyor. önce ihlas ve rıza-i ilahiyi ana maksat edinen âdem olmak elzemdir.
  95. aydın kitapları elinden alındığında aç kalır, münevver ise hapishaneyi bile telif mutfağına dönüştürür.
  96. kalbî itikadını değiştir(e)meyen dünya(sın/y)ı değiştirebilir mi? veya kalbî itikadını değiştir(e)meyen dünya(sın/y)ı değiştirse ne fayda?
  97. kendiniz ve gettonuza bakarken iç bükey ayna, ülkeniz ve milletinize bakarken de dış bükey ayna gibi olmayın. istikamet düz aynalıkta.
  98. hüvesiz ene de, nahnü de tezkiye edilmesi gereken bir enfüsi bir hastalık.
  99. kişisel narsisizmin depresyon elemlerinin çaresi kolektif narsisizmin gölgesine sığınmak hiç değil.
  100. hüve nüktesinin gözlüğü, havanın emir ve iradeye bir arş, bir manevi taht olduğunu öyle bir gösterdi ki sultan-ı ezel ve ebedin yakınlığını nef(e)simde hissettim.
  101. insani virüsler dünyayı da hasta ediyor. hasta dünyanın #deprem ile titremesi zatürresinden mi yoksa parkinson olmasından mı? belki de ikisi…
  102. umutsuzluk, bedbinlik, ye’s, kaygı, öfke, hırçınlık, düşmanlık, kin insanı içten içe bitirir. bu emansız dertten kurtuluşun tek çaresi; ümit.
  103. regaib bir nüvedir, meyvesi kadir’de olgunlaşan… üç ay süresince büyük bir özenle büyütülecek bir çekirdeği bu mübarek gecenin toprağına ekmek duasıyla.
  104. bahar gelir lakin kış son gücüyle varlık mücadelesi vermekten de vazgeçmez…
  105. söyle… öyle söyle ki nefsin kirletmemiş olsun… kalbinin en derininden çıksın, aklının süzgecinden geçsin, ruhunun esrarına kilitlensin…
  106. kaba da olsa mert ve kişilikli bir kişiyi halim de olsa ikiyüzlü ve kimliksiz birine tercih ederim.
  107. Allah diriden ölü, ölüden diriyi çıkarandır. bu kurani prensip yalnız ontolojik değil psikolojik ve sosyolojik olarak da geçerli bir hakikat.
  108. her şey yenilenir; varlık, dünya, insan, toplum, devlet, sistem… zira yenilenme fıtridir. fıtrat ise her daim mecraını bulur.
  109. ecel gerçekliği karşısında asıl mesele dünya dışındaki yaşam ihtimallerine yatırım değil ölüm ötesinin çarelerini arayıp bulmaktır.
  110. kuranın övdüğü sahabe ahlakı düşmana şiddetli dosta şefkatli olmaktır. hangi kılıfta olursa olsun tersini yapandan ürk.
  111. yedinci şua olan ayetülkübra ile cüz cüz kâinatı okuyorum… kâinat sultanını tanımak ve bilmek için “şiddetli merak” eden ayetülkübra “seyyah”ına bir nebze yoldaşlık edebilmem için kırk fırın ekmek yemem gerektiğinin dayanılmaz ezikliğini yaşıyorum…
  112. en büyük ayetlere açılabilen yepyeni bir iç dünya kurmak için ayetü’l kübranın 33 mercekli gözlüğünü alıp, göze ve gönle takmalı…
  113. hüzün fenayı, sürur bekayı hatırlatır… ikisi de lazım…
  114. tek adamlık söylemini dillerine pelesenk edenlerle biraz konuşsanız [her cinsten] kendi/öz tek adamlarına perestişlerini usanmadan anlatırlar.
  115. aptal abdalı tanımaz ve bilmez lakin abdal aptalı çok iyi tanır ve bilir…
  116. kıyamam dedikleriniz daha fazla kıyamadıkları adına size kıyarlar…
  117. ilahi huzurda ön sıralarda yer almak için ya erkenci olmalı ya da boşalan sıraları doldurmakta hızlı karar vermeli…
  118. hepimiz müşteri olmak sıfatıyla birer işvereniz ve iş yaptırdığımız bir ustayı gülümsetmek de imani ve islami vazifemiz…
  119. başkasını(n nefs-i emmaresini) suçlama gayesiyle nice laf dökülür dilimizden lakin öyle gafilizdir ki kendimizi tarif ettiğimizi unutmuşuzdur.
  120. soru sormak, nitelikli bilmektir. bilmediklerini ve bilmek istediklerini…
  121. aslan güçlüdür fakat topluluğu zayıftır; üretmez, yediği leştir. arı zayıftır fakat topluluğu güçlüdür; çiçek özüyle beslenir, şifalı balı üretir…
  122. yazmak bir yandan cesaret ister suiniyetlilere hedef yapar diğer yandan şefkat barındırır hüsnüniyetlileri müstefid eder.
  123. yirminci lem’a olan birinci ihlas risalesinde hak, izzet, himmet, akıbetendişlik, kuvvet, mertlik, uluvvücenaplık vurguları sanki ihlasa ulaştıran yolun ahlak istasyonları mahiyetinde…
  124. bugün daha bir yakınlığını hissettim katre katre yağmurun. yakınlaşan oydu yükseklerden rahmet misali melekler gibi inerken. oysa ben çoook uzaktım ona gaflet içinde umarsızca ıslanırken…
  125. asrın yeni-yecüc ve mecüclerinin yeni-işgal yöntemlerine mukabil yeni-sed’ler inşa etmeliyiz…
  126. bazen hâlimiz meyve yiyerek açlığını gidermeyi isteyen birinden farklı değil…
  127. sen değişmeden dünya(n) değişmiyor. çoğu zaman sen değişsen de dünya değişmiyor. öyle bir değiş ki dünyan değişsin. belki dünya da biraz değişir…
  128. evet farkındayım çok şey istiyorum; nezaket, haya, vera, sıdk, iffet, şecaat, hikmet, ihlas…
  129. okudukça susar, sustukça daha çok okursun. o kadar çok okursun ki suskunluğun her türünü öğrenirsin.
  130. sindirim sistemimize gizlenmiş “mezenter” adlı bir organı yeni keşfetmişiz. daha ne işe yaradığını bilmiyormuşuz. iyi ki o işini biliyor…
  131. çocuğumuzla çocuklaşacak derecede büyüdük mü? zira efendimiz (asm) demiş, “kimin bir çocuğu varsa onunla çocuklaşsın!”
  132. İnsanların her türlü saçmalamaları ve boş sözlerine tahammül et, dünyanın en iyi insanısın… damara dokunmadan dahi olsa doğruları söylemekten çekinme, senden kötüsü yok…
  133. bazen başarırken kaybeder bazense kaybederken başarırsın… bazen de başarırken gerçekten başarmak mümkün ya da kaybederken tam kaybetmek…
  134. kitap[larım] dediğim; beni kelimelerinde durduran, anlamlarında ışık hızıyla gezdiren, hatmetmek değil fikretmek için muhatap olduklarımdır.
  135. iftira girdabına kapılıp sukut etmemek için sükut etmek gerek…
  136. analizmciliğe eleştiri: gökkuşağının renklerinde kırmızıdan mora doğru sıralanış bir değer biçme değil. mor ve lacivert kırmızı gibi değerli…
  137. güneş hep gökteydi, bulutlar çekilince tüm azametiyle tecelli etti ve tüm karları eritti. islamiyet güneş gibidir.
  138. kar, hem sade ama süslü bir gelinlik, hem bir tesettür ki mahrem olanı örter, hem de bir beyaz kefen sanki renk ve şekillerin kabri…
  139. aslında kar taneleri gökten çok nazik bir şekilde in(diril)iyorlar, ah o fırtına olmasa…
  140. tüm çabamız insaniyeti diriltmek olmalı. terör sevicilik insaniyet seciyelerini vahşi hayvanların seciyesine bozan dehşetli bir illet.
  141. kalb ve dimağ, ebedi, uhrevi, haşmetli bir makinenin aletleri ve çarklarıdır. Fatır-ı Zülcelal elbette o dimağ ve kalbin işletilmesini ve inkişafını irade etmiştir.
  142. sokaklarda temizlik işçilerinin sayısı arttıkça insanlar daha da kirletiyor ve kirleniyor mu ne!
  143. külli şükrümün bir kanadı rızka iştiha ve iştiyak gibi “şükr-ü fıtrî”ler, diğer kanadı ise lezzet ve zevk almak gibi “gayr-ı şuurî şükür”ler olsun.


Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.


Paylaşım
%d blogcu bunu beğendi: