Medenilere galebe çalmak ikna iledir, icbar ile değildir. Taharri-i hakikat muhabbet iledir.

İhlas suresi babalara ne der?

İhlas suresi babalara ne der?

Allah’ın sayısız nimetlerinden biri de babalıktır. Her nimet gibi babalık da birçok lezzetlerin yanı sıra hakikatinde pek çok ibretleri de barındırır.

İnsan kendisine babalık unvanı nasip edildiği ilk andan itibaren öncelikle pek hatırlamadığı kendi ana rahmi ve çocukluk sürecinin misline yakından tanıklık eder. İnsanı öldükten sonra tekrar yaratacak olan Fatır-ı Zülcelâl, Sani-i Kerim ve Hayy-ı Kayyum’un nasıl tek bir hücreden anbean mucizevî yaratıcılığına yakînen şahitlik eder.

Babalık dünyaya gözlerini yeni açan bir insan ruhunun nezih sayfasının nasıl inşa edilmekte olduğuna da tanıklık etmektir. Çocuğun en birinci ve belki hayat boyu süren öğretmeni anne ve babasıdır. Çocuk anne-babasının birçok açıdan aynasıdır. Buna binaen bir baba çocuğunun aynasında kendiyle ve hatta çocukluğuyla da yüzleşebilir. Yeri gelir çocukluğuyla hesaplaşabilir, derin yaralarını tedavi edebilir. Çocukluğunun güzel anılarını kendi çocuğuna yansıtabilir, kâbuslarının bir benzerini evladının yaşamaması için de her daim teyakkuz içinde olabilir. Belki her doğan çocuğuyla bir baba yeniden doğar, yaşar, öğrenir, lezzet alır, elem çeker, imtihan olur ve de yaşlanır.

Babalığın ibretlik bir tarafını da İhlâs suresi ders verir. İhlâs suresi der ki: Veledi olanlar ilah olamazlar. Birçok namazımızda okuduğumuz bu mübarek sure tüm babaların (ve elbette annelerin de) mabud/ilah olamayacakları hakikatini de ihtar eder.

Sure-i İhlasta (…)لَمْيَلِدْوَلَمْيُولَدْ zahir manası malum ve bedihi olduğundan o mananın bir lazımı muraddır. Yani “Valide ve veledi bulunanlar ilah olamazlar” manasında ve Hazret-i İsa (as) ve Üzeyr (as) ve melaike ve nücumların ve gayr-ı hak mabudların ulûhiyetlerini nefyetmek kastıyla “ezeli ve ebedi” manasında Cenab-ı Hakkın لَمْيَلِدْوَلَمْيُولَدْ  gayet bedihi ve malum hükmettiği…

(Lem’alar, 28. Lem’a, 22. Nükte)

Bir babanın çocuğu, bir çocuğun da babası olmak insana varlık sınırlarını hatırlatıyor. Doğan ya da batan hiçbir şeyin ilah olamayacağının en yakın bir misalini İbrahim aleyhisselamın tefekkürü tarzında idrak etmek mümkün oluyor.

İhlâs suresinin üçüncü ayeti bana Zuhruf suresinin seksen birinci ayetini hatırlatır. İç âlemimde bu iki ayet arasında kurulu irtibat nedeniyle ikisinden birini okuduğumda diğeri daima hatırıma gelir. Zira Zuhruf suresinin seksen birinci ayetiyle Allah’ın çocuğu olabileceğine dair akla gelebilen tüm vehimler kökünden şöyle kesilir:

قُلْ إِنْ كَانَ لِلرَّحْمَٰنِ وَلَدٌ فَأَنَا أَوَّلُ الْعَابِدِينَ

(Ey Muhammed!) De ki: “Rahman’ın çocuğu yoktur, ben (O’na) kulluk edenlerin ilkiyim.”*
(Zuhruf 43/81)

Hâsılıkelâm babalık kulluğunu bilen biri için en güzel nimetlerden biridir. Lakin babalık ne biyolojik olarak önce yaratılmış olmaktan kaynaklanan bir üstünlük ne de tahakküm etmenin bir aracı olarak kullanılacak bir unvandır. Belki en güzel ve anlamlı babalık çocuğuna dost, arkadaş ve yoldaş olabilmektedir. Çocuğunun hayatıyla hayatlanmak ve külli insaniyet mertebelerinde yükselebilmektir. Bu ikinci manada bir babalık ahlakıyla donanabilmek için İhlâs suresinin hakikatini dünyamıza aksettirebilmek duasıyla…

________________________________________

* Bu ayetin bir kısım tercümelerindeki anlama problemleri nedeniyle doğru mana verilmesi gayesiyle mevcut meal Mustafa Özel’in makalesinden alınmıştır. Detaylı bilgi için bkz. Mustafa Özel, “Zuhruf Suresi 81. Ayetin Anlamı Üzerine”, Docplayer, https://docplayer.biz.tr/57036878-Zuhruf-suresi-81-ayetin-anlami-uzerine.html, (Erişim tarihi: 20 Haziran 2019).



Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.


%d blogcu bunu beğendi: