Mana âlemimizde, semadan hırsızlanmış birçok kelime vardır. Semavi mührünün silinmesiyle kıymetini yitirmiş ve manevî derinliğini kaybetmiş kelimelerden biri de ezeli rakip ifadesidir. Kökü, aslı, membaı Allah’ın Ezel ve Rakîb isimlerine dayanan ezeli rakip, fani varlıkların geçici ve menfaat odaklı mücadelelerinin bir unvanı olmuştur.

Ezeli rakip denince akla ilk olarak ya bir sporcu, ya bir kulüp, ya bir firma, ya da bir millet/devlet gelir. Başarılarla dolu parlak mazisiyle övünen on yıllık sporcular, yüz yıllık kulüpler/firmalar, bin yıllık milletler/devletler için ezeli rekabetten bahsedilir. Oysaki bin yıllık bir mazi bile kâinatın ömrü[1] ile kıyaslandığında -milyonda biri kadar- çok küçük bir süredir. Kâinat bile ezelî değilken, bu derece kısa ömürlü varlıkları ezeliyet ile vasıflandırmak kadar manasız bir şey olmasa gerektir. Kaldı ki, ezeliyet geçmiş zamanın bir ucu da değildir.[2] Ezeliyet, Allah’a mahsus öyle bir özelliktir ki, zamandan ve mekândan münezzeh olmak, yaratılmış olmaktan kaynaklanan her türlü sınırların yücesinde bulunmaktır. Bu manasıyla ilahi “ol emri”yle “kâf-nun tezgâhı”ndan çıkmış hiçbir varlığın ezeliyetinden bahsedilemez.

Rakîb de Allah’ın isimlerinden biridir. Bakıp gözeten, kendisinden hiçbir şey gizlenemeyen, denetleyen, kontrol eden manalarını ihtiva eden ilahî bir isimdir. Esir zerrelerinden süper kürelere kadar Rakîb olan Allah’ın gözetiminden gizlenen hiçbir bir şey yoktur. Mecazî manada şuurlu varlıklar da rakîb olurlar. Allah’ın Rakîb ismine ayinedarlık ederler. Mesela, Kur’an’da meleklerin[3], Hz. Şuayb’ın (a.s.)[4] ve Hz. Muhammed’in (a.s.m.)[5] rakîb olduklarından bahsedilmiştir. Fakat bu rakîb oluş, hayra ve güzele yöneltici bir otokontrolün vesilesidir.

Dünyevi işlerde, çoğu zaman rakibin nisbetinde büyük ve değerli olarak algılanırsın. Veya izleyici sayın, hayran kitlen gibi katalizörlerle yalancı şöhret basamaklarını adımlarsın. Oysa insaniyete layık şöhret melekûtta, ahiret âlemlerinde, Allah’ın huzurunda ebedi bir kıymet kazanmaktır. Eğlenceye düşkün insanlara bedel melekler tarafından alkışlanmak, Cennet ehlinin iştiyakına mazhar olmak ve Allah’ın ezelî teveccühüne liyakat kazanarak Rakîb isminin nihayetsiz tecellilerine ayna olmaktır.

İnsanın yaratılış gayesi, fani rakiplerin pasif izleyicisi konumunda kalmak değil, Ezelî Rakîb olan Allah’ın görmek ve göstermek istediği sayısız güzelliklerin ve mükemmelliklerin aktif bir seyircisi ve mütefekkiri olmaktır.

Allah öyle bir Ezelî Rakîb’dir ki, bizden önce de vardır, bizden sonra da.

Allah öyle bir Ezelî Rakîb’dir ki, bizi hem dünyada gözetir, hem ebediyet yurdunda.

Allah öyle bir Ezelî Rakîb’dir ki, bizi bizden daha iyi tanır ve bilir. İstemesek de, bilmesek de, unutsak da sonsuz ihtiyaçlarımızı giderir.

Allah öyle bir Ezelî Rakîb’dir ki, daima bizim yanımızdadır ve bizden yanadır. Bizi sürekli terbiye eder, geliştirir. Yaratılışımızın kemale ermesi için gereken her şeyi bize hizmetkâr eder. Gerektiğinde tüm varlığı arkamızdan koşturur. Etrafımızda perverde eder.

Allah öyle bir Ezelî Rakîb’dir ki, tüm varlıklardan bize bakar ve baktırır.

Allah öyle bir Ezelî Rakîb’dir ki, bizden tüm varlığa bakar. Bu bakış bizi hem yüceltir, hem de küllileştirir.

Allah öyle bir Ezelî Rakîb’dir ki, cüz’i bir teveccühü kâinata bedeldir.



[1] Günümüz bilimsel verilerine göre İlk Patlama (Bing Bang) 13,7 milyar yıl önce gerçekleşmiştir. Bu kabule göre kâinatın ömrü 13,7 milyar yıldır.

[2] Bakınız: Sözler,26. Söz, Kader Risalesi, 2. Mebhas, s. 430.

[3] Kaf 50/18.

[4] Hud 11/93.

[5] Maide 5/117.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir