Eleştirmiyorum lakin eleştiremediğim için değil. Bilinçli bir tercih bu yoksa bir acizlikten kaynaklanmıyor. Suskun göründüğüme bakma sakın; içimde şiddetle yankılanıyor mühürlenmiş naralar, feryatlar, çığlıklar, haykırışlar.

Eleştirmiyorum lakin eleştiremediğim için değil belki nefsimin büyük kusurlarını gördükçe ve ıslahı yolunda acziyetimi fark ettikçe başkalarının eksiklikleri ya da günahlarıyla uğraşmama ne yüzüm ne de fırsatım oluyor.

Eleştirmiyorum lakin eleştiremediğim için değil belki Üstadımın, “Nefsini ıslah etmeyen başkasını ıslah edemez” diyerek şifrelediği hayat prensibim dilimi, aklımı ve vicdanımı öyle dizginliyor ki sükunet buluyorum.

Eleştirmiyorum lakin eleştiremediğim için değil belki eleştirilerimin büyük bir ekseriyeti İhlas Risalesi’nin, “Bu hizmet-i Kur’aniyede bulunan kardeşlerinizi tenkit etmemek ve onların üstünde faziletfuruşluk nevinden gıpta damarını tahrik etmemek” olan ikinci düsturunun şefkatli ve hikmetli eleklerinden geçemiyor.

Eleştirmiyorum lakin eleştiremediğim için değil belki mümin kardeşlerime hüsnüzan mümkün oldukça suizan etmemeyi şiar edinmişim.

Eleştirmiyorum lakin eleştiremediğim için değil belki Allah’ın bin bir Esma-i Hüsna’sı ve İslamiyet’in hakikatleri sayısınca kudsi bağlarla örülen kardeşlik hukukunu örümcek ağı gibi beşeri ve cüz’i hataları bahane ederek incitmek de istemiyorum.

Eleştirmiyorum lakin eleştiremediğim için değil belki önce kaderin hissesini, sonra nefis ve şeytanın hisselerini, daha sonra da kendi nefsimin hissesini topluyorum ve başkalarının nefsani kapılışlarına itiraz etmeme o kadar çok az bir hisse kalıyor ki değmiyor ve vazgeçiyorum.

Eleştirmiyorum lakin eleştiremediğim için değil belki hak ve hakikati yontan bir insaf ve hikmet iskarpelası olma niyeti taşırken tahrip edici bir gurur ve cerbeze balyozuna dönüşmekten endişe ediyorum.

Eleştirmiyorum lakin eleştiremediğim için değil belki “fıtratını değiştir” gibi imkansız bir teklifte bulunmak hatasına düşebilirim düşüncesiyle hayra yöneltici kanalların mevcut olup olmadığını ha bire arıyorum.

Eleştirmiyorum lakin eleştiremediğim için değil belki sözlerimin sıkleti damarlara dokunur, aksülamele yol açar ve tevbe kapısına giden yollara engel olan büyük bir taşın sahibi de ben olurum diye korkuyorum.

Eleştirmiyorum lakin eleştiremediğim için değil belki eleştirdiğime hüsnüzan edip saygı duyan ve benim de muhabbet beslediğim ortak dostlarımızı ne ürkütmek ne de üzmek istiyorum.

Eleştirmiyorum lakin eleştiremediğim için değil belki “Şeytan taşlamaktan Kabe’yi tavaf edemedim” söylemine kapılan pesimist ve mazeretperest zevata zerremiskal benzemek de istemiyorum.

Eleştirmiyorum lakin eleştiremediğim için değil belki perdeleri yırtmak suretiyle hata, günah ve cinayetlerini ısrarla savunan ve hatta onlarla iftihar eden bir bedbahtlığa sevk etmek ihtimalinden dehşete kapılıyorum.

Eleştirmiyorum lakin eleştiremediğim için değil belki eleştiri tsunamilerini bile durduracak azametli bir düstur şahsımın cüz’i eleştirilerinin tesiri kırıyor ve bazen yok ediyor:

Nefis ve şeytan, sizi kardeşinize karşı itiraza ve haklı olarak tenkide sevk ettiği vakit deyiniz ki: ‘Biz değil böyle cüz’i hukukumuzu belki hayatımızı ve haysiyetimizi ve dünyevi saadetimizi Risale-i Nur’un en kuvvetli rabıtası olan tesanüde feda etmeye mükellefiz. O bize kazandırdığı netice itibarıyla dünyaya, enaniyete ait her şeyi feda etmek vazifemizdir’ deyip nefsinizi susturunuz.

Eleştirmiyorum lakin eleştiremediğim için değil zira asrımız müminlerin kendi aralarındaki kin, adavet, inat, kizb, tehevvür, gurur, kibir ve riyaya sebep olan şeylerden azami derecede uzaklaşması; uhuvvet, şefkat, muhabbet, sıdk, hilim, izzet, tevazu ve ihlas vesilelerine de samimiyetle temessük etmesi vaktidir.

Evet sen de takdir edersin ki eleştirmiyorum lakin eleştiremediğim ve eleştirilemediğin için kesinlikle değil…

Ey güzeli açığa çıkaran
Ey çirkinin üzerini örten
Ey suç sebebiyle hemen azarlamayan
Ey ayıpların üzerindeki perdeyi yırtmayan
Ey affı büyük olan
Ey günahkarları cezalandırmaktan vazgeçmesi güzel olan
Ey mağfireti geniş olan
Ey rahmeti bol veren
Ey bütün sessiz yalvarışların sahibi
Ey bütün şikayetler kendisinde son bulan

Sen bütün kusur ve noksan sıfatlardan münezzehsin. Senden başka ilah yok ki bize imdat etsin. Eman ver bize, eman diliyoruz. Bizi Cehennemden kurtar.

Cevşen-i Kebir, 22. Bab

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir